KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/3585 E., 2013/10518 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2013
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili; davacının ... dolum tesislerinde ihale neticesinde güvenlik görevini alan alt taşeron davalı ...
AŞ. bünyesinde 01.02.2008 tarihinde güvenlik görevlisi olarak 720,00 TL ücret ile çalıştığını, 15.08.2008 ile 01.10.2010 tarihleri arasında kendisi ile aynı işyerinde çalışan ve arkadaşı olan ...'ın evinde kiracı olarak ikamet ettiğini, 28.01.2011 tarihinde çalışma arkadaşı ve ev sahibi olan ...'ın davacıyı arayarak davacıya "Eşi ile birlikte olduğu." isnadında bulunduğunu, bunun üzerine davacı gerçeği ortaya çıkarmak için ev sahibi ...'ın evine giderek ...'a hitaben " Eşiyle nasıl birlikte olduğunu...",
"Ne zaman birlikte olduğunu" sorarak bunların iftira olduğunu ve bu konuda eşi ile yüzleşmek istediğini ancak ...'ın davacıyı eşi ile yüzleştirmediğini, ...'ın bu olaydan bir gün sonra davalı şirkete giderek "Şahsi ve ailevi nedenli gerekçe göstererek.." istifa ettiğini, söz konusu iftira ve isnadın tüm çalışanlar ve amirler tarafından duyulduğunu, 01.02.2011 günü davacının şirketin Adana’daki merkezine çağırılarak söz konusu olay nedeniyle savunmasının alındığını, ve ardından ifadeyi alan yetkililer tarafından davacıya" Artık biz seninle çalışmak istemiyoruz, senin gibi insanlarla işimiz olmaz,
artık bu saatten sonra seninle çalışamayacağız.." dediklerini, daha önce de davacının işine son vermek ve onu cezalandırmak için işine son verirken hukuksal gerekçe elde etmek için davacıyı şirketin Kahramanmaraş'taki işyerlerine göndermek istediklerini, tüm bunların davacının iş akdinin haklı olarak feshedilmesine hukuki gerekçe hazırlamak olduğunu, tüm olaylar sonucunda işyeri yetkililerinin kendisine cephe alması ve işverenin kendisine karşı olan niyeti ve tavırları nedeniyle artık işyerinde çalışamayacağını anladığından davalı şirkete ihtarname çekerek haklı gerekçelerle işyerinden ayrıldığını,
davacının davalı şirket bünyesinde çalıştığı dönemdeki son yıla ait yıllık izninin kullandırılmadığını ancak son aylığı ile birlikte ücret aldığı hesabına aylık ücreti ile birlikte toplam 1.062,00 TL hesabına yatırıldığını, yıllık izin ücreti alacağının eksik yatırıldığını, davacının iş akdinin kendisi tarafından haklı gerekçelerle ve işverence haksız gerekçelerle feshedilmesine rağmen yasal kıdem tazminatı alacağının da ödenmediğini, davalı şirkette çalışırken haftada 3-4 kez çalışılan mesai şekli değiştirilmesine rağmen, hafta tatili vermeden çalıştırıldığını ve çalışılan günlere karşılık hafta tatili ücreti de ödenmediğini,
dini-ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, aylık maaş haricinde herhangi bir ek ücret ödenmediği iddia ederek kıdem tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının istifa suretiyle işten ayrıldığını, kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davacının ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmadığını, davacının fazla çalışması bulunmadığını, yıllık izinleri kullandığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı işverence davacının diğer bir işçinin eşi ile olan uygunsuz ilişkisi nedeni ile davacıyı Kahramanmaraş’a nakli objektif nedenlere dayanmaktadır. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine göre davacı gerek olduğunda Türkiye’deki tüm işyerlerinde çalışmaya kabul etmiştir. Mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3585, K. 2013/10518, 5 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama