KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/3716 E., 2013/8296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2013
Karar Metni
929 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ile davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 102 ada 27 ve 97 parsel sayılı sırasıyla 1336,05 m2 ve 3188,21 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne,dava konusu 102 ada 27 parsel sayılı taşınmaz ile 102 ada 97 parsel sayılı taşınmazın 1614,31 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına,dava konusu 102 ada 97 parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan 1573,90 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı Hazine'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava ve temyize konu 102 ada 97 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 16.09.2011 günlü rapor ve haritada gösterilen 1573,90 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine’nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 321,306,241,309 ve 322 sayılı tapu kaydı kayıtları ile dayanak kayıtların haritası kapsamında kalmadığı,taşınmazın bu bölümü üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ;Mahkemece dava ve temyize konu 102 ada 27 parsel sayılı taşınmaz ile aynı ada 97 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişinin 16.09.2011 tarihli rapor ve eki haritasında gösterilen 1614,31 m2 yüzölçümündeki bölümünün bölgede 1962 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında oluşturulan toprak tevzi paftası kapsamında kalıp 355,568,569 ve 261 parsel sayısı aldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki dava ve temyize konu taşınmazların davacı Hazine’nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 321,306,241,309 ve 322 sayılı tapu kaydı kayıtları ile dayanak kayıtların haritası kapsamında kalmadığı,ancak dava ve temyize konu 27 parsel sayılı taşınmazın uzman fen bilirkişi rapor ve haritasında gösterilen 405,76 m2 yüzölçümündeki bölümünün toprak tevzi çalışmaları sırasında 569 parsel sayısı alan ve davacı Hazine adına Aralık 1962 tarih 308 sayısı ile tapuya bağlanan tapu kaydı ve haritası kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama sonucunda belirlenmiştir.
Ne var ki; mahkemece dava ve temyize konu olup davacı Hazine adına tescile karar verilen taşınmaz ve taşınmaz bölümünün toprak tevzi komisyonunca oluşturulan pafta kapsamında kaldığı belirtilmesine rağmen Dairemizin iade kararı üzerine Tapu Müdürlüğü tarafından dava ve temyize konu taşınmazların bir bölümünü kapsadığı belirtilen 261,355 ve 568 sayılı komisyon tevzi parsellerinin tapu siciline tescil edilmedikleri anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece 261,355 ve 568 parsel sayılı komisyon tevzi parselleri kapsamında kalan bölümler yönünden zilyetlik hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekirken sırf toprak tevzi komisyonunca oluşturulan tevzi haritası kapsamında kaldığı yönünde değerlendirme yapılması isabetsizdir.
Kaldı ki 499 sayılı tevzi parseline ait Aralık 1962 tarih 243 sayılı tapu kaydının doğu yönünün P.261 ... tarlası olarak 261 sayılı tevzi parselini kişi taşınmazı okuduğu, ayrıca uzman fen bilirkişi rapor ve haritasına göre tevzinin 355 sayılı parselinin paftasında taşlık olarak bırakıldığının bildirildiği,yine 358 sayılı tevzi parseline ait Aralık 1962 tarih 309 sayılı tapu kaydının kuzey yönünün P.568 ... tarlası olarak 569 tevzi parseline ait Aralık 1962 tarih 308 sayılı tapu kaydının da kuzey yönünü P.568 Tayfur Kılıç yeri olarak 568 sayılı tevzi parselini kişi taşınmazı okuduğu belirlenmesine rağmen mahkeme gerekçesinde 261,355 ve 568
tevzi parsellerinin Hazine adına tescil edildiği yönüyle hatalı olarak değerlendirme yapıldığı gibi toprak tevzi çalışmaları sırasında 355,568 ve 261 parsel numarası alan ancak tapuya tescil edilmeyen taşınmazların sadece toprak tevzi çalışması sırasında haritaya bağlanması da anılan taşınmazların kanunları uyarınca Hazineye kalan yerlerden olduğunun göstergesi sayılamaz.
Bu hale göre; toprak tevzi çalışmaları sırasında tevzinin 355,568 ve 261 parsel sayılı alan taşınmazlar hakkında zilyetlik hükümlerine göre değerlendirme yapılması somut olay açısından zorunludur. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede ise toprak tevzi çalışmaları sırasında 355,568 ve 261 parsel sayılı alan taşınmaz bölümleri üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği dosya kapsamı ile belirlenmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece ; dava ve temyize konu 102 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tevzinin 569 parsel sayılı taşınmazı kapsamında kalan 405,76 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına aynı adanın son parsel numarası verilerek tapuya tesciline ,toprak tevzinin 355 parsel sayılı taşınmazı kapsamında kalan 906,51 m2,568 parsel sayılı taşınmazı kapsamında kalan 23,78 m2 yüzölçümündeki bölümleri ile 102 ada 97 parsel sayılı taşınmazın tevzinin 261 parsel sayılı taşınmazı kapsamında kalan 1614,31 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin ise tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm oluşturulması
isabetsiz olduğu gibi, uzman fen bilirkişi rapor ve eki haritasında taşınmaz bölümleri için ayrı harfler verilmediği gibi rapor içeriğinde yüzölçüm olarak bildirilen taşınmaz bölümlerinin haritanın hangi kısmına isabet ettiğinin tam olarak denetlenememesi ve mahkemece de denetime elverişli taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerini harita üzerinde ayrı harfler ile gösteren ek rapor alınmaksızın hüküm oluşturulmak suretiyle infazda tereddüt yaratılması,yine mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3716, K. 2013/8296, 7 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama