KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/3912 E., 2013/4858 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2013
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, 24.09.2006-15.06.2010 tarihleri arasında askerlik hizmeti dışında davalı işyerinde sürekli çalıştığını, 2009 yılında yemek ödeneğinin kesildiğini, ücretine zam yapılmadığını, ücretinin yetersiz olduğunu işverene söylemesi üzerine iş akdinin işverence haksız şekilde son verildiğini bildirerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının önce stajyer olarak işe başladığını, 16.01.2007 tarihinde editör olduğunu, askerlik hizmeti nedeniyle işe ara verip askerlik dönüşü 24.11.2008 tarihinde yeniden işe girdiğini, iş akdinin şirketi zarara uğratması, saygısız tavırları sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Devlet çalışanları korumak, taraflar arasında adil bir denge kurmak, çalışma barışını sağlamak, çalışma yaşamının dinamik yapısının ortaya çıkardığı yeni gereksinimleri karşılamak amacıyla Anayasa'dan aldığı yetki ile yasalarla işçi-işveren ilişkilerine müdahale eder. İşte bu nedenle çalışma hayatına ilişkin hukuk sistemimize göre; Çalışanlar muhtelif gruplarda toplanmak suretiyle herbir topluluk için belli çalışma yasası öngörülmüştür. Kişiler gerçek çalışma statü ve koşullarına göre, bu yasaların kapsamına iradelerine bakılmaksızın girerler. Her çalışma yasası kendi kapsamı ve alanını belirlemiş, giderek kimlerin de yasa kapsamına girmeyeceği kapsamlı biçimde açıklanmıştır.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 76. maddesinde Hâkimin re'sen Türk Kanunları
./... 2013/3912-4858 S.2
mucibince hükmünü vereceği, 04.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun "Hukukun Uygulanması" başlıklı 33. maddesinde de hâkimin, Türk hukukunu re'sen uygulayacağı bildirilmiştir.
5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Kanun'un 1. maddesinde, “Bu Kanun hükümleri Türkiye'de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunundaki işçi tarifi şümulü haricinde kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanır.
Bu Kanunun şümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir” şeklinde kurala yer verilerek Kanunun kapsamı ve gazeteci tanımı ortaya konulmuştur. Buna göre Kanunun kapsamında kalan işyerleri Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajansları olarak sıralanabilir.
Kanunda bahsi geçen “gazete” ve “mevkute” gibi kavramların nesne anlamında olmadığı günlük gazete ya da daha uzun dönemsel yayınların basıldığı yer olan işletmenin anlaşılması gerektiği açıktır. Bununla birlikte gazete ve dönemsel yayının Türkiye’de yayınlanması bir başka zorunluluktur. Bahsi geçen dört tür işyerinde fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlar, Kanunda gazeteci olarak adlandırılmıştır.
Somut olayda davacının davalı şirketin çıkardığı çeşitli dergilerin yazı işleri müdürü ve editörü olarak 5953 sayılı Yasa kapsamında gazeteci olarak çalıştığı taraflar arasında uyuşmazlık dışıdır. Hal böyle olunca davacı hakkında 5953 sayılı Basın İş Kanunu hükümleri uygulanması gerekirken uyuşmazlığa 4857 Sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmış olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3912, K. 2013/4858, 28 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama