KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/4044 E., 2013/11159 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2013
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde, bölge satış yöneticisi olarak çalışmakta iken, her gün 8-20 saatleri arası, haftada 1-2 gün ise saat 23’e kadar çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma ücreti alacağının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının satış uzmanı olduğunu yaptığı işin gereği olarak çalışma saatlerinin büyük kısmını işyeri dışında veya Home Office olarak evinden çalışmak suretiyle geçirdiğini, bu sıralarda ne yaptıklarını denetlemenin mümkün olmadığını, hedeflerin gerçekleştirilmesi durumunda düzenli prim ödendiğini bu primlerin fazla çalışma ücretlerinin çok üstünde olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece sözleşmede hüküm olması nedeni ile yıllık 270 saat fazla çalışma düşülerek yapılan bilirkişi raporundaki miktarlara göre % 30 indirim yapılarak fazla çalışma ücreti isteğinin kabulüne, karar verilmiştir
Davacı işçinin fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davalı delil listesinde davacının işe giriş çıkışlarını gösterir elektronik kapı kayıtları olduğunu belirtmiş ve bir kısım giriş çıkış saatlerini gösterir kapı kayıtlarını sunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının sunduğu kapı kayıtlarındaki giriş-çıkış saatlerine göre davacının fazla çalışması olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmadan hesaplama yapılmıştır. Mahkemece eksik inceleme ile hatalı hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. O halde davalının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4044, K. 2013/11159, 13 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama