KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/4367 E., 2013/6290 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Ankara 14. İş Mahkemesi
Karar Metni
960 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı-karşı davalı, 08.06.2007-06.11.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde fabrika müdürü olarak çalıştığını, 07.11.2009 tarihinde hiçbir sebep yokken istifa etmek sureti ile işten ayrılması gerektiğinin şirket genel müdürü tarafından söylendiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı-karşı davacı, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının 05/11/2009 tarihinde gerçekleşen bir ihaleye şirket adına teklif vermek üzere görevlendirildiğini, davacının imzalaması gereken ihale teklif zarfını imzalamayarak şirketin ihale dışı kalmasına sebebiyet verdiğini, bu durumun ihale makamının 10/11/2009 tarihli yazısı ile öğrenildiğini, davacının iş akdinin bu şekildeki kusurlu davranışları sebebi ile 4857 sayılı İş Kanunun 25/II-h bendi uyarınca feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiş,
davacının kazanılacak ihaleye girememesi nedeniyle şirketin kazanç kaybına sebep olduğunu bildirerek kazanç kaybı alacağının davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ihale teklif zarfı vermeye yetkili olmadığı, bu sebeple şirketin ihale dışı kalmasından sorumlu tutulamayacağı ve bu sebeple herhangi bir zararın olmadığının belirlendiği, hususlarının tespit edildiği, buna göre karşı davanın haksız olduğu, davacının işyerinde yetkisi dahilinde bulunmayan bir hususla ilgili kusurlu davranışının söz konusu olmayacağı kabul edilerek karşı davanın reddedildiği,
taraflar arasında karşı davaya konu ihaleyle ilgili tartışma ve anlaşmazlık çıktığı, davacının bu sebeple işten ayrılmaya zorlanması sebebiyle ihtarnameyle iş akdini sona erdirdiğinin belirlendiği, bu halin davacı işçi yönünden haklı fesih hali teşkil ettiği, bu sebeple kıdem tazminatına hak kazandığı, ancak ihbar tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar.
O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir.
İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Somut olayda; davacı fabrika müdürü olarak haftanın 7 günü 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını ileri sürerek fazla mesai ücreti alacaklarını talep etmiştir. Davalı, davacının fazla mesai yapmadığını savunmuştur.
Davacı tanığı, davacının davalı işyerinde üretim müdürü olarak çalıştığını, işyerinde normal çalışma saatlerinin 08.30-17.00 saatleri arasında olduğunu, ancak akşam çıkış saatlerinin 18.30'u bulduğunu, cumartesi günü 13.00'e kadar çalıştıklarını, rutin çalışma saatlerinin dışında 6 saat fazladan çalıştıklarını, davalı tanığı Tezcan Çalışkan, davacının fabrika müdürü olarak çalıştığını, davacının üzerinde şirket yönetim kurulu, genel müdür ve genel müdür yardımcısının idari amir konumunda olduğunu, davacının kendi mesaisini kendisinin belirlediğini, haftanın 6 günü çalıştığını, sabah 10.00 da gelebildiği gibi 12.00 de gelebildiğini,
mesainin normalde 17.30 da bittiğini, 17.30 da çıkabildiği gibi 19.30’da da çıkabildiğini, davalı tanığı Münire Ata, davacının üretim müdürü olarak çalıştığını, mesainin 08.30-17.30 arasında olduğunu, ancak çıkış saatlerinin 18.30’u bulduğunu, cumartesi günleri 13.00’e kadar çalıştıklarını, çalışma saatleri dışında haftada 6 saat fazladan çalıştıklarını beyan etmişlerdir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftada 5 gün 1 saat ara dinlenmesi ile 08.30-17.30 saatleri arasında, cumartesi günleri 08.30-13.00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenmesi ile haftada toplam 44 saat çalıştığı, fazladan 6 saat çalıştığı, davacının 5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiştir.
Dosyada bulunan 12.01.2009 tarihli vekaletnamede davacının işçi alma ve çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacının fabrika müdürü olarak çalıştığının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, işletmenin bütününü sevk ve idare eden, fabrika müdürü olarak çalışan işveren vekili konumunda, işyerinde üst düzey yönetici olarak çalışan davacının görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödendiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı tarafından kendisine işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verildiğinin de iddia edilmediği anlaşılmış olmakla davacının fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
3-Davacı fabrika müdürü olup dosyadaki bilgilere göre ihaleye girmeye yetkilidir. Olay günü ihale evrakının konulduğu kapalı zarfın üzerinde imza bulunmadan bu zarfı ihale makamına teslim etmiş, davalı şirket bu şekilde ihale teklifini gerçekleştirememiştir. Davalı şirket yetkilisi tarafından şirketin ihaleye girmesini kusurlu ve ihmali eylemi ile engellediğinden davacı istifaya davet edilmek suretiyle iş akdi davalı işverence haklı nedenle feshedildiğinden kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
4-Davalı şirket tarafından davacı aleyhine Ankara 19. İş Mahkemesinin 2010/379 E.- 2011/426 K. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, itirazın iptali istenen icra takibinin davacının davalı şirketten aldığı avans borçlarına ilişkin olduğu, ilgili Mahkemece davacının bir kısım avans borçlarının ücretlerinden mahsup edildiği, geri kalanının da yıllık izin ücretinden karşılandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz aşamasında olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı bu dosyada ücret ve bakiye yıllık izin ücreti alacaklarını talep etmiş olup Ankara 19. İş Mahkemesinin 2010/379 E.-2011/426 K. sayılı dosyasında davacının avans borcundan mahsup edilen, ancak ne miktarda hangi aylara ilişkin ücret alacağından ve yıllık izin ücretinden mahsup edildiği karardan anlaşılamayan bu alacaklarının bakiyesinin bulunup bulunmadığı ile ilgili olarak Ankara 19. İş Mahkemesinin 2010/379 E.-2011/426 K. sayılı davanın sonucunun beklenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4367, K. 2013/6290, 11 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama