KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/4377 E., 2013/10751 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2013
Karar Metni
537 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm taraflarca süresi içinde temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından işçilik ücretlerinini ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin, hafta tatili ve işçilik ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya hak etmiş olduğu tüm ödemelerin yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatillerinde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz.
Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici var ise işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlemesi söz konusu olmayacağından, kanunda öngörülen çalışma saatlerini aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar.
Bu bakımdan yönetici olarak çalışan işçiye başkaca bir amir, şirketin yöneticisi,yönetim kurulu üyesi vb. tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediği belirlenmelidir.
Somut olayda; mahkemece “... fazla mesai, hafta tatili ve UBGT ücreti alacağı talebinde bulunmuş olup, davacının ilaç sektöründe bölge müdürü statüsünde çalışan ve kendi mesaisini belirleyen üst düzey yönetici konumunda olduğu, ayrıca iş yerinde çalışma miktarına bağlı olarak kendisine prim ödediğinin de anlaşıldığı, dinlenen tanık anlatımları ve davacının iş yerindeki statüsü dikkate alındığında davacının bu şekilde tatil çalışması ve fazla mesaisi ve bunlardan doğan alacağının mevcut olmadığı ...” gerekçesiyle fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücretleri talepleri reddedilmiştir.
Öncelikle tanık anlatımlarından davacının öncelikle tıbbi mümessil olarak çalıştığı devamında ise bölge müdürü olarak çalışmasını sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Bu bakımdan öncelikle davacının tıbbi mümessil ve bölge müdürü olarak çalıştığı tarihler net biçimde tespit edilerek yapılan işe göre her dönem için ayrı ayrı değerlendirmede bulunulması gerekmektedir. Mahkemece davacının tüm çalışma süresi boyunca bölge müdürü olduğuna dayalı yapılan değerlendirme isabetsizdir.
Ayrıca davalı tanıklarından ... çalışma saatlerinin işverence belirlendiğini beyan etmiş olduğu gibi diğer davalı tanıklarının tevil yollu anlatımlarından da bu sonuca varılmaktadır. İşverence işçilere yapılan prim ödemesinin ise tanık anlatımlarından belli satış rakamlarına ulaşılması karşılığı ödendiği anlaşılmakta olup fazla mesai karşılı ödenen bir nitelik taşıdığına dair de bir veri bulunmamaktadır.
Bu tespitlere göre Mahkeme gerekçesi dosya kapsamına uygunluk göstermemektedir.
Fazla çalışma yapıldığını ispat külfeti davacı üzerinde olup davacı tanıkları çalışma gün ve saatleri hakkından ayrıntılı ifadede bulunmuştur. Söz konusu ifadelere göre davacının çalışma gün ve süreleri bu bağlamda var ise fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücretleri hesaplanarak sonuca göre karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile anılan taleplerin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4377, K. 2013/10751, 10 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama