KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/4380 E., 2013/10754 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2013
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence haklı bir nedene dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti,yıllık izin ücreti,asgari geçim indirimi,vergi iadesi alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili,iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini,davacının davalı şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda, 9.3.2012 tarihli bilirkişi raporunun ardından davacı vekilinin anılan bilirkişi raporuna göre 11.4.2012 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu,ıslah dilekçesinin 22.5.2012 tarihli oturumda davalı vekiline tebliğ edildiği,davalı vekilinin ise 29.5.2012 tarihli dilkeçesi ile ıslaha konu tutarlar bakımından zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i üzerine Mahkemece yeniden bu definin değerlendirilebilmesi bakımından bilirkişiden 28.9.2012 tarihli ek rapor alındığı anlaşılmaktadır.Mahkemece doğru bir biçimde ıslah edilen tutarlara karşı ileri sürülen zamanaşımı defi ile ilgili ek bilirkişi raporu alınmasına karşın bu rapor yerine 9.3.2012 tarihli ilk bilirkişi raporuna göre karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4380, K. 2013/10754, 10 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama