KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/4434 E., 2013/14143 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 137 ada 47, 48, 49 ve 51 parsel sayılı sırasıyla 7678,41 m², 10314,69 m², 9975,30 m² ve 13623,45 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vergi kayıtlarına dayanarak taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğunu, bu nedenle zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 137 ada 48 ve 51 parsel sayılı taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, taşınmazlar üzerinde tespit tarihinde zilyet davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 137 ada 48 ve 51 parsel sayılı taşınmazlara yönelik hükmün ONANMASINA,
2-Davacı Hazine'nin 137 ada 47 ve 49 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, davacının vergi kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı tarafın tutunduğu vergi kayıtlarının taşınmazlara uymadığı, taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne var ki taşınmazlara komşu eylemli meranın mevcudiyeti dikkate alındığında yanlar arasındaki uyuşmazlığın taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplandığının kabulü gerekir.
Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazların mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi,
mera tahsis kaydı yok ise davada yararı olmayan yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazın bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve ziraatçi bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların ve kesinleşen komşu mera parselinin öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması,
yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerinin sözleri arasında varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmazların bizzat mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu hususunun da ayrıntılı bir şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, komşu mera taşınmazların toprak yapısıyla dava konusu taşınmazların toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazlarla sınırında komşu mera olan taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığının tespit edilmesi,
dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4434, K. 2013/14143, 10 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama