KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/4517 E., 2013/12824 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
Karar Metni
668 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, davalı şirkete ait yurt dışı ve yurt içi şantiyelerinde 1976-2009 yılları arasında imalat formeni olarak çalıştığını, iş akdinin işverence haksız feshedildiğini beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretinin faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, ibraname ve diğer ödeme belgeleriyle alacakların dönem dönem ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iş bitimi nedeniyle işine son verildiği bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, toplam 5 yıl 11 ay 7 gün çalıştığı, ibranamelerin İngilizce olarak düzenlendiği, yurt dışında çalışan işçinin İngilizce bilmesinin beklenemeyeceği, ibraname içeriğinin anlaşılamadan imzalandığı, ibranamenin Türkçe tercümesinin işçi tarafından imzalanmadığı, ödemenin şirketin ticari kayıtlarında görünmediğinden ibranamelere itibar edilmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21 nci maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 31 nci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir. Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır.
Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir.
İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Somut olayda; davalı dava dışı şirket tarafından ödeme yapıldığını belirterek yabancı dilde düzenlenen bir kısım belgelerle, miktar içermeyen ve kıdem ve ihbar tazminatı ödendiği belirtilen Türkçe düzenlenmiş ibranameler ile yıllık izin belgelerini dosyaya sunmuş ise de düzenlenme anında yabancı dilde hazırlandığı anlaşılan ve davacı vekilinin işçinin içeriğini anlayamayacağı belgenin işçi açısından bağlayıcı olamayacağı savunması ile miktar içermeyen ve Türkçe olarak düzenlenen belgelerin ise matbu olarak ve tarih doldurularak düzenlendiğinin savunulması karşısında davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının varsa davacının banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
3.Davacının genel tatillerde çalışıldığı davacı tanığı Bayram ve davalı tanığı Şaban'ın beyanlarından anlaşıldığından bu beyanlar doğrultusunda değerlendirme yapılarak genel tatil alacağı hakkında karar verilmesi gerekirken ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4517, K. 2013/12824, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama