KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/4913 E., 2013/8820 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
997 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 14.05.2013 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ... İnş.San. ve Tic.A.Ş. vekili Av.... ve karşı taraftan ... vekili Av.... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı şirkette 01.12.1997 tarihinden 01.03.2010 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından 01.03.2010 tarihinde haksız ve bildirimsiz şekilde sona erdirildiğini, depo ve patlayıcı maddelerden sorumlu işçi olarak çalıştığını, aylık net ücretinin 1.000,00 TL olduğunu, fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının davalı şirkette 01.12.1997 tarihinde işe başladığını, davacının iddiasının aksine 1-2-3-4-5 Mart günlerinde işe geldiğini, bunun davacı imzalı faaliyet raporları ile sabit olduğunu, davacının 5 Mart günü öğlenden sonra muhasebe sorumlusu Vehbi'nin odasının kapısında “abi ben gidiyorum” diyerek gittiğini, telefon ile arandığında hasta olan ablasının yanında olduğunu beyan ettiğini, bir süre gelmesinin beklendiğini, gelmeyince 24 Mart 2010 tarihinde noterden ihtarname gönderilerek mazeretini bildirmesi ve 2 gün için işe başlamasının istendiğini,
ihtarnamenin bizzat kendisine 26 Mart 2010 tarihinde tebliğ edildiğini işe başlamayınca devamsızlıktan haklı nedenle 29.03.2010 tarihi itibariyle iş akdinin sona erdirildiğini, bu nedenle davacının dava dilekçesinde istemiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanamadığını, davacının ücretinin asgari ücret olduğunu, vasıfsız bir işçi olduğunu, işyerinde depo ve patlayıcı madde sorumlusu diye bir ünvan olmadığını, davacının ücret ve diğer alacaklarını banka kanalıyla tahsil etmiş olduğunu, davacının bankadan parasını alırken ihtirazi kayıt dermeyan etmediğini, beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “2011 tarihli fesih belgesine göre davacının iş akdinin 01.03.2010 tarihi itibariyle davalı yanca feshedildiği yazılı olsa da, fesih tarihinin tespiti bakımından dosyada mübrez başka delillerin de incelenmesi gerektiği, dava dosyasında mübrez ve davalı yanca sunulan 01.03.2010, 02.03.2010, 03.03.2010 ve 04.03.2010 tarihli Samsun Şantiyesi Günlük Faaliyet Raporlarında davacının da düzenleyen sıfatı ile isim ve imzasının bulunduğu,
bu duruma göre davacının 01.03.2010, 02.03.2010, 03.03.2010, 04.03.2010 tarihi ile davalı vekilinin beyanında geçtiği üzere 05.03.2010 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya devam ettiği, zira davacıya ait SSK hizmet döküm cetveli incelendiğinde davacının 2010 yılı 3. ayında yani Mart ayında 5 günlük hizmet kaydı gözüktüğü, bu durumda davacının iş akdinin 05.03.2010 tarihinde feshedildiğini gösterdiği,
davalı vekili fesih gerekçesi olarak davacının devamsızlığına dayansa da, bugün birçok Yargıtay kararıyla da sabit olduğu üzere bir işyerinde uzun bir süre çalışan işçinin bir kısım toplu özlük haklarını gözardı ederek işini bırakmayacağı, dolayısıyla davacının sebepsiz yere iş akdini feshedip işyerini terk ettiği iddialarının incelenen dosya kapsamı ve oturmuş Yargıtay kararlarına göre hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı işverence 05/03/2010 tarihinde haksız ve sebepsiz yere feshedildiği” gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içinde bulunan ve davalı işyerinde formen olarak çalışan davalı tanığı ... ile davacının imzasının bulunduğu 01/03/2010 tarihli fesih bildiriminde iş akdinin işveren tarafından tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiği yazılıdır.
Tutanakta imzası bulanan ...'ın belgedeki imzayı kabul etmeyerek davacı hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 01/11/2011 tarihli raporu ile sözü edilen belgedeki imzanın davalı tanığı formen ...'ın eli ürünü olduğu ortaya çıkmıştır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Her ne kadar davalı vekili bu rapora itiraz ederek Üniversitelerin Güzel Sanatlar Bölümünden rapor alınması istemiş ise de, Adli Tıp Kurumu imza incelemesi bakımından son merci olduğundan itiraz yerinde değildir. Ancak mahkeme iş sözleşmesinin feshi bakımından bu belgeye itibar etmemiştir.
Dosya içinde bulunan Samsun Şantiyesi Günlük Faaliyet raporlarının tetkikinden 1-2-3-4 Mart 2010 tarihli olanlarında davacının düzenleyen olarak imzasının bulunduğu görülmektedir. Mahkeme de davacının imzalı faaliyet raporları nedeni ile 5 Marta kadar çalıştığını kabul etmiştir.
Davalı işveren davacıya 24/03/2010 tarihinde ihtarname göndererek 5 Marttan beri işe gelmediğini belirtip tebliğden itibaren 2 iş günü içinde mazeretini bildirmesini aksi halde iş sözleşmesinin devamsızlıktan feshedileceğini bildirmiştir. Bu ihtarname 26/03/2010 tarihinde bizzat davacıya tebliğ edilmiştir. Davacı cevabı ihtarında iş sözleşmesinin 1 Mart 2010 tarihinde feshedildiğini beyan ederek işçilik alacaklarının ödenmesini istemiştir.
SGK kayıtlarında ise davacının 2010 yılı Mart ayında 5 gün üzerinden priminin yatırıldığı, 29 Martta işten ayrılma bildirgesinin verildiği görülmektedir.
Davacı tanıklarının fesih hakkında bilgileri yoktur. Davalı tanıklarından Vehbi savunmayı teyit eder şekilde beyanda bulunurken diğer davalı tanığı ... davacının kendisinin izinde olduğu sırada işten ayrıldığını söylemiştir.
Yapılacak iş; davacı isticvap edilerek imzası bulunan faaliyet raporlarına göre 4 Mart dahil işte çalıştığı göründüğünden bunlara karşı diyecekleri sorulmalı, tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilerek, iş sözleşmesinin feshi hakkında bir sonuca varmaktır.
3-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık anlatımlarına istinaden fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri hüküm altına alınmış ise de, davalı vekili resmi bir kurum olan Karayolları Genel Müdürlüğünün ihale ile alınan işini yaptıklarını ödenek olmadığı zamanlar çalışılmadığını beyan etmiştir. Davalı vekilinin bu savunması üzerinde durularak davalının çalışma gün ve saatlerine ilişkin dava dışı karayolları Genel Müdürlüğü 7. Bölge Müdürlüğü'ne bildirimde bulunup bulunmadığı, bu hususta sözü edilen kurumda bilgi belge bulunup bulunmadığı sorulup verilecek cevap değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
4-Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu edilen kimi alacak kalemlerini ıslah dilekçesi vererek arttırmıştır. Davalı vekili ise ıslah dilekçesinin tebliği üzerine ıslah ile arttırılan alacaklar yönünden zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Davalı vekilinin ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i üzerinde durulup bu hususta gerekirse ek hesap raporu alınıp bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra karar verilmelidir.
Mahkemece davalı tarafın zamanaşımı savunması hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4913, K. 2013/8820, 14 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama