KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/5289 E., 2013/13267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2013
Karar Metni
453 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı şirkette güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle işverenle görüşmesi sonucunda işverence iş aktinin haksız olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, hafta tatili, genel tatil, fazla çalışma ve ödenmeyen aylar ücret alacaklarının mahkemece hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı, davacının işyerine mazaretsiz olarak gelmemesi nedeniyle iş aktinin haklı olarak feshedildiğini, davacıya ödenmeyen herhangi bir alacak bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davacının hafta tatili ve ödenmeyen ücret alacağı dışındaki taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması nedeniyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin
almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.
İşverenin ücretli ya da ücretsiz olarak izin verdiği bir işçinin, izin süresince işyerine gitmesi beklenemeyeceğinden, bu durumda bir devamsızlıktan söz edilemez. Ancak yıllık izin zamanını belirlemek işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan, işçinin kendiliğinden ayrılması söz konusu olamaz. İşçinin yıllık iznini kullandığını belirterek işyerine gelmemesi, işverence izinli sayılmadığı sürece devamsızlık halini oluşturur.
İşçinin işe devamsızlığı, her durumda işverene haklı fesih imkanı vermez. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması halinde, işverenin derhal ve haklı nedenle fesih imkanı bulunmamaktadır. İşçinin hastalığı, aile fertlerinden birinin ya da yakınlarının ölümü veya hastalığı, işçinin tanıklık ve bilirkişilik yapması gibi haller, işe devamsızlığı haklı kılan nedenlerdir. Mazeretin ispatı noktasında, sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlara da değer verilmelidir.
Somut olayda davalı işveren davacının (4-5-6).10.2010 tarihlerinde işe gelmediğine ilişkin tutanak tutmuştur.Yapılan yargılama esnasında feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında işverenin 04,05,06/10/2010 tarihleri için tutmuş olduğu devamsızlık tutanaklarının zabıt mümzileri tanık olarak dinlenmemiştir.Mahkemece yapılması gereken devamsızlık tutanakları altında imzası bulunan zabıt mümzilerini resen tanık olarak dinleyip beyanlarını aldıktan sonra oluşacak sonuca göre fesih işleminin haklı olup olmadığı ve davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağına hak kazanıp kazanamayacağı hususunda karar vermektir. Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şeklide karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5289, K. 2013/13267, 12 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama