KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/5314 E., 2013/12859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı işyerindeki çalışmalarının mevsimlik çalışma dışında her zaman uzun süreli olduğundan bahisle yıllık izin ücretlerinin ödetilmesini istemiştir.
Davalı, yıllık ücretli izinlerinin fazlasıyla kullandırıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, yıllık izin alacağı bulunmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 53/3 maddesi uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, 53/3. maddede ki kural, nispi emredici kural olup, işçi lehine bireysel iş sözleşmesi ya da Toplu İş Sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir ve mevsimlik işçiler için yıllık izin hakkı tanınabilir.
Yılın çalışılmayan bölümünde işçi bu hakkını kulanmış olup, yasa koyucunun mevsimlik işte yıllık izin öngörmemiş olmasının temel gerekçesi de çalışılan süre itibarıyla dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmamış oluşudur
4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesinde mevsimlik işlerde yıllık izin hakkının doğmayacağı belirtilmiş ise de, yılın ne kadar bölümünde çalışılma halinde mevsimlik iş sayılacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Öyle ki yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma halinde Anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınmasının gerekeceği açıktır. Bu durumda çalışma süresine göre mevsimlik statüden vazgeçilmiş, taraflar arasında işçinin yıllık izin ücretine hak kazanacak şekilde sürekli çalışmasına dair bir sisteme geçilmiş olur. Dairemizin istikrar kazanan kararlarında da çalışmanın 11 ayın üzerine çıktığı hallerde mevsimlik iş ilişkisinin dışına çıkıldığı kabul edilmiş ve daha sonraki çalışmalar için yıllık izin hakkının doğduğu sonucuna varılmıştır.
Somut olayda, davacının 2.5.1978 tarihinde işe girdiği ve 240 gün çalışmasının bildirildiği, 1979 yılında 360 gün, 1980 yılında 357 gün, 1981 yılında 360 gün bildirimin bulunduğu, 30.4.1982 tarihinde çıkışının yapıldığı ve 3.5.1982 tarihinde yeniden işe girişinin yapılarak 31.12.1982 tarihinde de kadroya alındığı sabittir. Bu durumda davacı işçinin kadroya geçişinden önce de mevsimlik işçi olarak adlandırılsa bile yılda 330 veya daha fazla süren çalışmalarının bulunduğu, bu statüde çalışmadığı yıllar olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca işyerinde fiilen çalışılan sürelere göre hesaplanacak olan izin ücretinin kabulüne karar verilmeli, yıllık 11 ayı yani 330 günü geçmeyen çalışmaların varlığı halinde bu yıllar yönünden talebin reddine karar verilmelidir.
Yapılacak iş; bilirkişiden ek rapor alınarak çıkacak sonuca göre istekle ilgili bir karar vermektir.
Mahkemece hatalı değerlendirme ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5314, K. 2013/12859, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama