KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/5392 E., 2013/13962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Eylül 2013
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, görevi icabı şirketin aracını kullandığını, ancak dönüşte genel müdür yardımcısının bağırarak neden bu aracı kullandığını sorduğunu ve odasında da “aybaşın mı geldi çık git bir daha da gelmeş" dediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre nedensiz yere işyerini terk etmenin işçi açısından hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının fazla mesai alacağına hak kazanıp kazanamadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Bu açıklamalar bağlamında somut olayda, davacı davalı işyerinde sevkiyat sorumlusu ve aynı zamanda ulaşım sorumlusu olarak 07.00-19.00 arası çalışma yaptığını ancak fazla mesai alacağının ödenmediğini belirterek fazla mesai alacağı talebinde bulunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftada 6 gün 07.00-19.00 arası çalışma yaparak haftada 18 saat fazla mesai yaptığını belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunda cumartesi günleri çalışma yapıldığını belirten davacı tanığı ... Karaağaç’ın beyanına itibar edilmiştir. Diğer davacı tanığı ... ...’a cumartesi günü çalışma yapılıp yapılmadığı sorulmamıştır. Davalı tanıklarından ..., cumartesi günleri ayda bir kez çalışma yapıldığını, ... ise cumartesi günü çalışma yapılmadığını, ... ise cumartesi günü çok nadir çalışma yapıldığını belirtmişlerdir. Davacı tanığı ...’in beyanı davalı tanık beyanları ile çelişmektedir.
Uyuşmazlık davalı işyerinde cumartesi günü çalışma yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Bu nedenle mahkemece davacı tanığı ... ... tekrar dinlenerek cumartesi günü çalışma yapılıp yapılmadığı sorulmalı, gerekirse diğer tanıkların beyanları arasındaki çelişkiler giderilerek haftalık çalışma saati tam olarak belirlenmelidir.
Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5392, K. 2013/13962, 5 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama