KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/573 E., 2013/10178 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 21.05.2013 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ... vekili Av.... geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü: Dava taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
1-Tapuda kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 117 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bina niteliğindeki muhdesatın birinci katının bir kısım davacıların miras bırakanı Selami Türkmen, 117 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen sera niteliğindeki muhdesatın davacılar Ekrem ve ..., (B) harfi ile gösterilen seranın davacı ..., (C) harfi ile gösterilen sera niteliğindeki muhdesatın ise ... tarafından meydana getirildiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır.
Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur.
Toplanan delillerden dava konusu taşınmazlar üzerindeki ağaç niteliğindeki muhdesatların bilirkişi raporu ile belirlenen yaşları gözetildiğinde bir kısım muhdesatlar yönünden davada hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu bu nedenle de bu nitelikteki muhdesetlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; öncelikle dava konusu muhdesaların üzerinde bulunduğu tüm taşınmazların kadastro tespit tutanakları kesinleşme tarihlerini de gösterir şekilde ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra taraf tanıkları hazır edilmek suretiyle az yukarıda açıklanan hukuki olgunun belirlenmesi açısından taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte ağaç niteliğindeki muhdesatların her birinin hangi tarihte, kim tarafından, ne şekilde meydana getirildiği duraksamasız belirlenmeli, bunun sonucunda davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek sadece kadastro tespit gününden sonra meydana getirilen muhdesatlar için davanın kısmen kabulüne karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir uygulama yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de taşınmazda davacı tarafın da paydaş olduğu, bu nedenle yargılama sonunda hükmedilecek karar ve ilam harcı ile avukatlık ücretinin de taşınmazdaki davalı taraf payına isabet eden muhdesat değeri üzerinden belirlenmesi gerektiği gözardı edilerek davalı taraf aleyhine fazla miktarda harç ve avukatlık ücretine hükmedilmesi dahi isabetsiz, az yukarıda isimleri geçen davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/573, K. 2013/10178, 30 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama