KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/6665 E., 2013/14391 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2013
Karar Metni
430 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalı şirkette 05/08/2005-04/04/2006 tarihleri arasında çalıştığını, Bakırköy 4.İş Mahkemesinde 2006/1749 Esas sayı ile görülen işe iade davasının kesinleşmesini müteakip davalı işverenliğe işe iade başvurusunda bulunduğunu , ancak davalı işverenin işe başlatma ihtarnamesini avukatına gönderdiğini, bu sürede avukatının kendisine ulaşamaması nedeniyle işe başlayamadığını, işverenin işe davet ihtarının bizzat işçinin kendisine tebliğ edilmesi gerektiğini, bu nedenle iş akdini haksız olarak fesheden işverenin ihbar tazminatı ile işe iade kararında öngörülen iş başlatmama tazminatı ve boşta geçen süreye ilişkin ücreti ödemesi gerektiği ileri sürerek diğer isteklerle birlikte ihbar tazminatı isteğinin de hüküm altına alınmasını istemiştir:
Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı işçinin vekili aracılığı ile yaptığı işe iade başvurusunun samimi bir işe iade başvurusu olmadığı bu nedenle davalı işverenin işe davet ihtarnamesini vekile göndermiş olmasının dava konusu olay yönünden etkisi olmadığı ve işverenlikçe yapılan feshin geçerli hale geldiği, davacının bir talep hakkı olamayacağı gerekçesi ile isteğin reddine karar verilmiştir.
Kesinleşen işe iade kararına rağmen süresi içinde işe başlamayan davacı işçinin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağını uyuşmazlık konusudur.
İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Yasanın 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir.
Somut olay bakımından davacı işçi avukatı aracılığıyla işe başlatılması için işverene başvurmuş ve davalı işverence süresi içinde işe davet bildirimide davacı vekiline tebliğ edilmiş olup işe davet bildiriminin usule uygun şekilde tebliğ edildiğini kabulü gerekir. Her ne kadar davacı vekili kesinleşen işe iade kararı üzerine işe başlatılması için başvurmuş ise de davacı süresi içinde işe başlamamış olmakla daha önce yapılan fesih geçerli bir feshin sonucunu doğuracağından davacı işçinin ihbar tazminatı isteğinin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde davacı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6665, K. 2013/14391, 12 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama