KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/6706 E., 2013/16207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2013
Karar Metni
678 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı markette 01.08.2009-17.02.2011 tarihleri arasında şöför olarak çalıştığını, iş aktinin davalı tarafça feshedilmesi üzerine tazminatlarının ödendiğini ancak takograf kayıtlarıyla sabit olan fazla çalışma ücretinin ve yıllık izin ücretinin ödenmediğini beyanla yıllık izin ücreti alacağının dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle, fazla çalışma ücreti alacağının hak ediş tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya fesihle birlikte tüm alacaklarının ödendiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak %30 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle fazla çalışma ücreti alacağına hak ediş, yıllık izin ücreti alacağına dava tarihinden uygulanacak yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda; dosya içinde bulunan kanıtlardan davacının fazla çalışma ücreti alacağının 2010 ve 2011 yılları için takograf kayıtlarına dayanarak hesaplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin fazla çalışma ücreti alacağı talebinin belgeye dayandığı dolayısıyla hakkaniyet indirimine yer olmadığı gözetilmeksizin bu yıllar için hakkaniyet indirimi yapılması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yapılacak iş; belgeye dayanmayan 2009 yılı için hakkaniyet indirimi uygulanmak 2010 ve 2011 yılları yönünden hakkaniyeti indirimi yapılmadan davacının hak ettiği fazla çalışma alacağı belirlenerek çıkacak sonuca göre karar vermektir. Ayrıca davacının dava dilekçesinde fazla çalışma ücreti alacağını en yüksek banka mevduat faiziyle istemesine rağmen mahkemece yasal faize hükmedilmesi de hatalı görülmüştür.
3-Mahkemeye sunulan ücret bordrolarının incelenmesinden davacıya 2010 yılının Aralık ayında fazla çalışma ücreti taahhuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Takograf kayıtları esas alınarak 2010 yılı Aralık ayına ilişkin yapılan hesaplamada davacıya bordroyla ödenen miktarın tenzili ile kalan miktara hükmedilmesi gerekirken mahsup yapılmaksızın sonuca gidilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Fazla çalışma ücreti geniş anlamda ücret niteliğinde olup, 4857 sayılı İş Kanununun 34 üncü maddesi gereğince, gününde ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
İşverenin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmesi durumunda, istekle bağlı olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bunun dışında dava veya ıslah tarihlerinden itibaren talep edilen miktarlarla sınırlı olarak faize karar verilmelidir.
Somut olay yönünden, davacı dava açmadan önce davalıyı temerrüde düşürmemiştir. Hüküm altına alınan fazla çalışma ücreti için talep edilen miktarlara göre dava ve ıslah tarihlerinden itibaren ayrı ayrı faize karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında tereddüte yer verecek şekilde hak ediş tarihinden faize hükmedilmesi de bozma nedenidir..
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6706, K. 2013/16207, 3 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama