KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/6737 E., 2013/17057 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2013
Karar Metni
661 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 141 ada 3 parsel sayılı 403,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacı ... tarafından davalı ...
Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve yargılama sırasında ..., ... ve ...'ın miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak katılma talebinde bulundukları sataşmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece özetle “taraf koşulunun oluşturulması“ gereğine değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ile katılanlar tarafından açılan davanın reddine, dava konusu taşınmazın köy meydanı niteliği ile davalı ... Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı Hazine'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava ve temyize konu 141 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davalı Hazine'nin temyiz itirazlarının REDDİNE, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı ...'ın temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davacı ...'ın taşınmaz üzerinde tespit tarihine kadar 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen nizasız fasılasız 20 yıllık iktisap sağlayan süreye ulaşan ekonomik amacına uygun zilyetliğinin bulunmadığı gibi taşınmazın harman yeri olduğu, bu nitelikte ki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Dava ve temyize konu 141 ada 3 parsel sayılı taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle kargir dükkan ve arsası niteliği ile tespit edilmiştir.
Dava konusu taşınmaza bitişik veya yakın komşu taşınmazlar senetsizden ev ve diğer nitelikler de olduğu belirtilerek tespit edilmiş, taşınmazın komşularında dahi kamu malı niteliğinde harman yeri veya mera niteliğinde tespit edilen bir taşınmaz ya da taşınmazlara rastlanmamıştır.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın köy orta malı niteliğinde olduğu yönünde açıkça bir beyanda bulunmamışlar, buna karşılık bir kısım yerel bilirkişi, tutanak bilirkişisi ve tanıklar tarafından taşınmazın davacı tarafa ait olduğunu, satış yolu ile davacı ve onun miras bırakanlarına geçtiğini belirtmişlerdir.
Ayrıca her ne kadar 30.10.2009 tarihli keşifte görevli ziraat bilirkişisi taşınmazın köy orta malı niteliğinde olduğunu bildirmiş ise de 27.04.2010 tarihli keşifte görevli yapan üç kişilik ziraat bilirkişisi kurulu taşınmazın arsa görünümlü yerlerden olduğunu, mera, köy orta malı ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığını rapor etmişlerdir.
Her ne kadar dinlenilen yerel bilirkişi, tutanak bilirkişisi ve tanıkların bir kısmı taşınmazın öncesinde boş olduğunu, 6-7 yıl önce taş dökülerek kullanıldığını bildirmiş iseler de, taşınmazın kadastro tutanağında da belirtildiği üzere köy içinde bulunması, ziraat bilirkişi kurulu raporu, tespitte belirlenen niteliği ile taşınmazın paftasında ki konumu nazara alındığında taşınmazın arsa niteliğinde bulunması,
ayrıca taşınmazın kadastro paftasında belirtilen komşu taşınmazların niteliği ve taşınmazın belirlenen yüzölçüm miktarı, Taşınmaza müdahale edilmesi halinde davacı tarafın karşı çıkması ile dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından taşınmazın davacı tarafa ait olduğu kanısının köyde yerleştirilmesi sonunda, taşınmazda malik sıfatıyla zilyetlik iradesinin açığa vurulması, arsa niteliğinde bulunan bir taşınmazın tarım arazisi olarak kullanılmasının zaten hayatın olağan akışına aykırı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın arsa niteliğinde olduğu,
etrafta taşınmazın davacı tarafa ait olup malikinin davacı olduğu kanısının uyarılması neticesine bağlı olarak davacı tarafın taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyet olduğu ve taşınmazın niteliğine göre bu hususun ekonomik amaca uygun kullanma sayılacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın köy içinde yer alan arsa niteliğinde olduğu, harman yeri gibi kamu malı niteliğinde olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davacı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6737, K. 2013/17057, 22 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama