KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/6774 E., 2013/6896 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2013
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı firmada hamal olarak görevlendirdiğini, aradan geçen zaman içerisinde yükleme yapılan ve taşınan çeşitli malzemelerin ağırlığı sebebiyle belinde ağrılar başladığını ve kendisine verilen görevi yerine getirmekte zorlandığını, Sağlık Kuruluşunca bel fıtığı başlanğıcı teşhisi konulduğunu, bu sonuçlar üzerine davalıya başvuruda bulunarak kendisine daha hafif bir iş verilmesini talep ettiğini ancak bu talebi karşısında çeşitli hakaretlere maruz kaldığını, ayrıca işverenin bir doktor bulmak suretiyle hakkında sağlam raporu çıkarmak istediğini, ancak bu hususta istediği raporu alamadığını,
aldığı raporların gerçek olmadığını söyleyerek tarafına iftira atıldığını, sonuçta işyerinde daha hafif bir işte çalışma başvurusunun işveren tarafından kabul edilmeyerek iş akdinin 09/03/2012 tarihinde feshedildiğini, haklı davasının kabulü ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının bel ağrısı şikayetinin önemli bir rahatsızlık olmadığını, kaldı ki davacının bel ağrısı problemini arz ettiğinde meydancı yapıldığını etrafın temizliğinden sorumlu olduğunu, davacının raporlu günler hariç mazeretsiz olarak da işyerine gelmediği hakkında devamsızlık tutanağı tutulduğunu ve ihtarname çekildiğini ve davacının 09/03/2012 tarihinde işten izinsiz ayrıldığını bir daha da işyerine dönmediğini, bu tarihten sonra tutulan tutanaklar nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunun 25/II-g fıkrası uyarınca iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından en son davalı iş yerine vermiş olduğu 27/02/2012 tarihli dilekçesi ile belindeki rahatsızlığı bildirerek tedavisinin yapılmasını istediği ya da işten çıkartılmayı göze aldığını bildirdiği, davalı işveren tarafından davacının bu durumunun bilinmesine rağmen kendisini iş yerinde tedavi sürecine uygun daha müsait bir iş verilmediği, davalı işveren tarafından davacının almış olduğu raporlar ve vermiş olduğu dilekçe dikkate alınarak,
davacının en azından tedavi süreci boyunca kendisine işyerinde ağır yükler kaldırmayacağı işler verilebileceği davalı işveren tarafından gözardı edilerek iş akdinin sona erdirilmesi haksız bulunduğu, en son vermiş olduğu dilekçeye istinaden davacının belindeki rahatsızlık nedeniyle tedavi arayışı içerisinde olduğu,
bu nedenle işe gelemediği anlaşılmakla davalı işveren tarafından davacının tedavi süreci ile ilgili olarak kendisine uygun bir iş teklif edilmek yerine iş akdinin sona erdirilmesi yolunun seçilmek suretiyle fesihte son çare ilkesinin ihlal edildiği ve MK.'nun 2.madesine uygun davranılmadığı gerekçesiyle açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir. İşverenin iş sözleşmesini feshettiğini bildirmesi, bozucu yenilik doğurucu bir irade beyanı olup karşı tarafa varması ile sonuçlarını doğurur.
Dosya içeriğine göre; davacının 09/03/2012 tarihinde işyerini bırakıp gittiği olayda kendisi isten ayrılmıştır. Bu durum işveren yetkililerince düzenlenen ve 09/03/2012 tarih ve 1507 kayıt sayılı tutanak içeriğinden anlaşılmaktadır. İşverence iş akdinin feshi söz konusu değildir. 4857 sayılı İş Kanunu 18. maddesinde iş güvencesi hükümlerinden yararlanılabilmesi için her şeyden önce feshin işveren tarafından yapılması gerekli olup iş akdini kendisi fesheden davacı işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır.
Mahkemece bu nedenle davanın reddine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6774, K. 2013/6896, 17 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama