KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/7551 E., 2013/4630 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2013
Karar Metni
967 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 233 ada 2 parsel sayılı 93824,59 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın adına tescili gerektiğini öne sürerek, davacı ... ise miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek ve usule yönelik bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...'in davasının feragat nedeni ile davacı Hazine'nin davasının ise ispat edilemediğinden reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 233 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; dava ve temyize konu taşınmazın sınırında mera niteliği ile sınırlandırılan 233 ada 1 parsel sayılı eylemli mera taşınmazı bulunmasına rağmen mahkemece somut olayda tahsisli mera araştırması usulüne uygun olarak yapılmadığı gibi komşu köylerden yerel bilirkişi ve tanık dinlenmek suretiyle kadim mera araştırması da yapılmamıştır. Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırmada yetersizdir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. .../...
2013/7551-2013/4630 S.2
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi,
tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,
taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve ../..
2013/7551-2013/4630 S.3
tanık sözleri ile tespit ve tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, taşınmazın fotoğrafları çektirilmeli dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde,
yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, somut olayın özelliğine göre dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan 1937 tarih 331 sayılı vergi kaydının komşu 233 ada 12 parsel sayılı taşınmaza da uygulandığı,
söz konusu komşu taşınmaza ilişkin derdest davanın bulunduğu ve aynı gerekçeler ile mahkemece verilen önceki günlü davanın reddine dair hükmün bozulduğu dikkate alınarak dava dosyalarının gerek mera araştırması yönüyle gerekse tespite esas alınan vergi kaydının gereği gibi yerine uygulanmasının sağlanması ile davalı açısından belgesizden tespit edilen taşınmazların toplam miktarının 40/100 dönüm norm kısıtlamasını aşıp aşmadığı yönünde sağlıklı bir değerlendirme için birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, ayrıca somut olayda davalı adına aynı çalışma alanı içinde belgesizden tespit edilen taşınmaz miktarları,
dava konusu taşınmazın miktarı ve taşınmazın tespitine esas alınan vergi kaydının miktarı ile vergi kaydının uygulandığı taşınmazların yüzölçümleri irdelenip değerlendirilmeli, davalının 18.06.2008 tarihli duruşmada bildirdiği 328 sayılı vergi kaydı da gereği gibi yerine uygulanarak taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, özellikle uzman ../..
2013/7551-2013/4630 S.4
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/7551, K. 2013/4630, 26 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama