KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/7672 E., 2013/13845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Eylül 2013
Karar Metni
587 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı şirkette 12.09.2003 tarihinde çalışmaya başladığını, 31.08.2008 tarihinde işten çıkartıldığını, davalı şirketin işten çıkarılması sırasında protokol düzenleyip tazminat tutarını 4.609,99 TL olarak belirlediğini, tazminatın 16.12.2008-16.01.2009 tarihleri arasında ödeneceğinin belirlendiğini, davalı şirketin iflas ettiğinin söylenmesi nedeniyle bu protokolü imzaladığını, tazminatlarının ödenmemesi üzerine Bakırköy 7.İcra Müdürlüğünün 2009/20091 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını,
icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının ve bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında işçilik alacaklarına ilişkin taleplerini atiye bıraktıklarını beyan etmiştir.
Davalı, icra takibine konu alacaklar hakkında hukuki açıdan uyuşmazlık olması nedeniyle icra takibine itiraz edildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının kıdem tazminatı alacağının faizleriyle birlikte 4.581,15 TL olduğu, davacının kıdem tazminatı alacağının bilirkişi raporu ile belirlenmesi nedeniyle likit olmadığı gerekçesiyle itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8 inci ve 28 inci maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K).
Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkâr tazminatı ödemekle yükümlüdür.
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 31.08.2008 tarihli tazminat ödeme protokolü ile davacının tazminat alacağının 4.173,99 TL olarak belirlendiği, davacının itirazın iptaline konu icra takip dosyasında 4.173,99 TL kıdem tazminatı ve 407,16 TL işlemiş faiz ile birlikte 4.581,15 TL alacak talep edildiği, Mahkemece davanın kabulü ile kıdem tazminatının faizi ile birlikte 4.581,15 TL olduğu ve bu alacağa davalı tarafından yapılan itirazın iptaline karar verildiği,
tazminatın bilirkişi tarafından tespit edildiği gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmış ise de taraflar arasında yapılan protokolde alacak miktarı belirlenmiş olmakla alacak likit olup icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile İcra İflas Kanununun 67/2.fıkrası gereğince asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının hüküm altına alınması gerekirken mahkemece yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, HMK.'nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/7672, K. 2013/13845, 5 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama