KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/8210 E., 2013/19842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
Karar Metni
635 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, davalının arızalı su sayacının göstergesini esas alarak yaptığı su bedeli tahakkukunun doğru olmadığı iddiasıyla menfi tespit ve suyun kesilmesi tehdidi altında yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece Şehir ve Kasabalarda Abonelere Su Satışına Dair Nizamnamenin 42.maddesini esas alarak hesap yapan bilirkişi raporu esas alınarak istirdat isteminin reddine, menfi tespit istemi yönünden davalının toplam alacağının 20.358,62 TL olmayıp, 20.051,58 TL olduğunun (11.133,94 TL'si ödenmiş olduğundan) tespitine, davacının 307,04 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
1-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; 21.7.2004 günlü 25529 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan ve aynı tarihde yürürlüğe giren 5219 sayılı Yasayla değişik HUMK'nun 427.maddesi hükmünde öngörülen yargı denetimine ilişkin kesinlik sınırı 2012 yılı için 1.690 TL olarak saptanmıştır.
Temyize konu karar davacının 307,04 TL borçlu olmadığının tespitine dair olup anılan yasanın yürürlük tarihinden sonra oluşturulmuştur. Hal böyle olunca sözü edilen ve incelenmesi istenilen hükmün kesinlik sınırı içerisinde olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan niteliği itibariyle kesin olan kararların temyiz edilmeleri halinde temyiz istemi hakkında yerel mahkemece bir karar verileceği gibi 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği kuşkusuzdur.
Bu nedenle davalının temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince.
Davacı dava dilekçesinde "Sekiçeşme Hamamı" işleticisi olduğundan Ocak 2009'da davalıya başvurarak su abonesi olduğunu, ilk gelen su faturası ile şaşkına döndüğünden davalıya başvurması üzerine su sayacının sökülerek tahlil için yetkili kurum olan Sanayi ve Ticaret İzmir İl Müdürlüğü ölçüm Şube Müdürlüğüne gönderildiğini, bu kurumda yapılan inceleme sonunda sayacın tamburalarının sarfiyat ile alakasız boşa döndüğünün belirlendiğini, buna karşın davalının bozuk sayacın endeksini esas alarak 1.10.2009 tarihli yazı ile davacıdan 30.9.2009 tarihi itibariyle 20.358,62 TL su borcunun 7 gün içinde ödenmemesi halinde suyun kesileceğini bildirdiğini,
oysa Ocak 2009'da abone olduğundan Eylül 2009'da en fazla 2.700 TL civarında borcunun olması gerektiği suyun kesilmesi tehdidi ile 14.000 TL' yi ödediğini bundan 2.700 TL'nin düşümüyle 11.700 TL fazla ödeme yaptığı iddiasıyla bu miktarın istirdadı ile davalıya 17.660 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevabında, davacının hamamı Vakıflar Konya İl Müdürlüğünden restore edilmesi üzerine kiraladığını, davacının kiralaması öncesinde herhangi bir su tüketiminin söz konusu olmadığından ilk kullanıcının davacı olduğunu ve fiilen kullanmaya başladığı tarihten itibaren su sarfiyatından sorumlu olduğunu, 14.11.2008 tarihli (davacının aboneliği öncesi) tutanakta davacının abonesiz kullandığının ve 2776 m3'lük su sarfiyatının olduğunun belirlendiğini, davacının 14.1.2009'da abone olduğunu ve bu süreçte yapılan tahakkukların mevzuata uygun olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Dosya kapsamına göre dava konusu su tüketiminin yapıldığı Sekiçeşme Hamamını davacının 27.6.2007 günlü kira sözleşmesi ile Vakıflar Bölge Müdürlüğünden kiraladığı, söz konusu yerle ilgili davacı hakkında 24.11.2008 tarihli abonesiz su kullanıldığından bahisle tutanak düzenlendiği, davacının 2009 yılı Ocak ayında abone olduğu ve su sayacının tamburaların sarfiyat ile alakasız boşa döndüğünün İzmir Ticaret ve Sanayi Müdürlüğünün raporu ile belirlendiği sabittir. Davalı bunun üzerine davacıya gönderdiği 1.10.2009 günlü yazı ile 30.9.2009 tarihi itibariyle 20.358,62 TL'yi ödemesini istemiş, 22.10.2009 'da suyun kesilmesi üzerine davacı 26.10.2009 'da söz konusu miktarın taksitler halinde ödenmesini öngören tahahütnameyi imzalamış ve toplam 14,000 TL'yi de ödemiştir.
Sayacın bozuk olduğu ve davacının bir miktar su kullanımı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sorun kullanılan suyun miktarının tespitinin ne şekilde .
yapılacağıdır. O halde mahkemece davalı belediyenin ilgili dönemleri içeren 2007-2008 ve 2009 yılları Belediye Meclis Kararları ve su satış tarifeleri uygulama esaslarına dair düzenlemeler gözetilerek davacının fiilen kullanmaya başladığı tarihde araştırılarak tüketilen su miktarı saptanmalı, yaptığı ödemeler de gözetilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Anılan yön gözetilmeksizin yürürlükten kalkmış ve dava konusu dönem itibariyle yürürlüğü olmayan su satış nizamnamesi esas alınarak karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/8210, K. 2013/19842, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama