KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/862 E., 2013/13091 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2013
Karar Metni
786 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve katılan davacı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 112 ada 36 ve 41 parsel sayılı sırasıyla 33519,19 m2 ve 34066,82 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına, tapu dışı paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın tahsisli mera kaydı kapsamında kaldığını öne sürerek Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yapılan yargılama sırasında Havuz Belediyesi Tüzel Kişiliği 112 ada 41 parsel sayılı taşınmazın mera olduğunu öne sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine, 112 ada 36 ve 41 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ve katılan davacı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 112 ada 36 ve 41 parsel sayılı taşınmazların Beyyurdu Köyü sınırları içinde kaldığı, Beyyurdu Köyünde toprak tevzi komisyonunca çalışma yapılmadığı, taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı gibi 1937 tarihli mera vergi kaydı ile 1963 tarihli mera tahsis kaydı kapsamında kalmadığı, davalı tarafın tutunduğu ve tespitine esas tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Öte yandan davalı tarafın tutunduğu ve dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydı ile 1937 tarih ve 247 tahrir nolu mera vergi kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
Dava konusu 112 ada 36 ve 41 parsel sayılı taşınmazlar Beyyurdu Köyü ile Havuz Beldesi sınırına yakın bölgede bulunmaktadır. Kadastro çalışmaları sırasında aynı taraflar arasında çekişmeli olan taşınmazların tamamı Beyyurdu Köyünün sınırları içinde tespit edilmiştir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle yöreyi iyi bilen komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı nitelikteki kişiler arasından bildirecekleri tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri ile üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu ve harita mühendisi fen bilirkişinin hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalı, keşifte, davalı tarafın tutunduğu ve tespite esas tapu kaydının mevki ve tüm sınırları tek tek okunarak mahalline uygulanmaya çalışılmalı,
gösterilen sınırlar harita mühendisi fen bilirkişisine işaret ettirilmeli, bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla kanıtlama olanağı tanınmalıdır. Dayanak kayıtların değişebilir sınırlı oldukları gözetilerek, her bir kayda sabit sınırlardan başlamak üzere miktarları kadar yöntemince kapsam tayin edilmelidir. Kayıtlara kapsam tayin edilirken, bu kayıtların uygulanması ile kesinleşen taşınmazlar da gözetilmelidir.
Aynı şekilde köye ait mera vergi kaydı da yöntemince mahalline uygulanmalı ve kaydın değişebilir sınırlı olduğu gözetilerek, Himmet Deresi ile Uzunpınar Deresi sınırları ile bağlantı kesilmeden kayda miktarınca kapsam tayin edilmeli ve aynı kayda dayanılarak tespitleri yapılıp mera olarak kesinleşen taşınmazlar da gözetilmelidir. 1963 tarihli Toprak ve Tevzii Komisyonun (3) numaralı mera krokisi ile köy hudutnamesi de yöntemince mahalline uygulanmalıdır.
Yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarından tek tek çekişmeli taşınmaz ile sınırları içinde bulunduğu bütünün öncesinin ne olduğu, mera olup olmadığı, bitişik mera taşınmazlarından ne şekilde ayrıldıkları, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldıkları, kullanan kişiler arasındaki akdi veya irsi ilişkilerin neler olduğu gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmaya çalışılmalıdır.
Yerel bilirkişi kurulu ve tanıkların sözleri, çekişmeli taşınmazların sınırları içinde bulunduğu bütünün içinde kalan taşınmazlar ile bu bütünü çevreleyen taşınmazların tutanak ve dayanakları ile denetlenmelidir. Yerel bilirkişi kurulu ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeli, tespitlere aykırı sonuçlara ulaşılması halinde de tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır.
Ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, çekişmeli taşınmazın önceleri mera olan taşınmazlar ile komşu taşınmazlarından eğim, toprak yapısı ve bitki örtüsü olarak nasıl ayrıldığını irdeleyen, çekişmeli her taşınmaz ve bir bütün olarak çekişmeli arazi bölümünün değişik yönlerinden çekilmiş ve üzerine fen bilirkişiler tarafından çekişmeli taşınmazların sınırları işaretlenmiş fotoğraflarla desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Aynı şekilde keşfe katılacak harita mühendisi fen bilirkişisinden yapılacak keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, gösterilen sınırlar işaretlenmiş, dayanak tüm tapu kayıtları ile mera vergi kaydının kapsamlarını yöntemince belirtir, kadastro paftası ile (3) numaralı mera parseli krokisini çakıştırmalı şekilde gösteren, çekişmeli taşınmaz ile mera olan taşınmazlarının konumunu ve aralarındaki ilişkiyi çizilecek yan kesit krokileriyle belirten, ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Sağlıklı sonuca ulaşılabilmesi yönünden gerekli görülmesi halinde taraflar arasındaki tüm davaların da dayanak kayıtlar veya ada bazında birleştirilmesine gerek olup olmadığı, düşünülmeli bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/862, K. 2013/13091, 11 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama