KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/9275 E., 2013/23484 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
819 kelime·4 dk okuma
vekili Av.... Dava Türü : Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde kat şefi olarak çalıştığını, iş akdini 4857 sayılı Yasanın 24/II. maddesi uyarınca “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sebebiyle” 02.09.2011 tarihinde haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdini 02.09.2011 tarihinde haksız feshettiğini, davalı şirket ortağının personele kötü davrandığına dair iddialarının doğru olmadığını, davacının işe dön ihtarına rağmen dönmemesi nedeniyle iş akdinin feshedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının işverenler tarafından kendisine hakaret edildiği ve baskı uygulandığı iddiasını ispat edemediği, davacının iş akdini geniş anlamda ücret alacaklarının bulunması nedeniyle haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak, fazla çalışmanın taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda; davalıya ait otel işyerinde kat görevlisi olarak çalışan davacının işe giriş çıkış saatlerini gösteren imza föylerinin bulunduğu ve fazla mesai ücretini bu imza föylerindeki sürelere göre hesaplandığı görülmüştür. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca yazılı belgelere göre belirlenen fazla mesai ücretinden hakkaniyet indirim yapılmaması gerekirken mahkemece %30 oranında takdiri indirim yapılması isabetsiz olmuştur.
3-Dosya içerisinde davacı tarafça sunulan davalı işyerinde 30.03.2010 tarihinden itibaren 18.30’da paydos verileceğine dair işveren yazısı sunulmuştur. Mahkemece 2010 yılı sezonu için (Mart-Ekim ayları arası) 30.03.2010 tarihinden itibaren fazla çalışma alacağının bu belge dikkate alınarak hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
4-4857 sayılı İş Kanunu'nun 47. maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'un 2. maddesinde resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır. Buna göre genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan 3.5 günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan 4.5 günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü ise, 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden 1.5 gündür. 2429 sayılı Kanun'un 2. maddesinde 5892 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir.
Fazla mesainin ispatı için yukarıda yapılan açıklamalar, ulusal bayram genel tatil ücret alacağının ispatlanması için de geçerlidir.
Somut olayda, ulusal bayram genel tatil ücreti hesaplanırken ödeme belgelerinde tahakkuk yapılan genel tatil ödemelerinin dikkate alınıp alınmadığı yönünden bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Davacının genel tatil günlerindeki çalışması için belge ile yapılan ödemelerin tatil ücretini tam olarak karşılayan ödemeler olup olmadığı, kanuna uygun yapılmış ödeme ise hesaplamadan düşülmesi gerektiği konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9275, K. 2013/23484, 26 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama