KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2014/21646 E., 2015/1364 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2015
- Mahkemesi
- Bursa 3. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 26/06/2014
- Numarası
- 2014/88-2014/382
Karar Metni
1.573 kelime·8 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı üniversitenin hizmet alımı yaptığı şirketler aracılığıyla üniversite hastanelerinde temizlik işi yanında çok çeşitli işlerde çalıştığını ve Bölge Çalışma Müdürlüğünün yaptığı muvazaa tespiti nedeniyle kendisine ödenmeyen yasal ilave tediye alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kurumun işçisi olmadığı için ilave tediye alacağına hak kazanmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, muvazaa tespitine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun işçilik haklarına etkileri noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren; bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır.
Kanun'un 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır.
Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka İş Kanununun 2'nci maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, davalının hizmet alım ihalesinin muvazaaya dayandığı yönündeki tespit nedeniyle taşeron işçisi olan davacının ilave tediye alacağına hak kazandığı mahkemece kabul edilmiş ise de bu kabul hatalıdır.
Davalı işverenin ..........'nin 09.01.2009 tarihli raporunda ......... Tıp Ltd. Şti-İlmero Ltd. Şti arasında imzalanan malzemeli temizlik işçiliği konulu 01.11.2008-01.11.2011 tarihleri arasında geçerli sözleşmenin ve yine BÇM’nin 7.6.2010 tarihli raporunda .......... İnşaat Tur. Tem. San. Ltd. Şti. arasında imzalanan malzemeli temizlik işçiliği konulu 1.1.2010-31.12.2010 tarihleri arasında geçerli sözleşmenin muvazaaya dayandığı tespitinde bulunmuştur.
Ancak davacının muvazaa tespiti yapılan dönem sonrası işe girdiği anlaşılmaktadır. SGK kayıtlarına göre davacının sırasıyla .......... Sağlık Hiz....Ltd. Şti., .......... Tem..... Ltd. Şti ve ......... Sağlık Hiz....Ltd. Ortaklığı ve ........... Tem. ... Ltd. Şti. üzerinden çalışmasını sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Davalı tarafından anılan tüm bu şirketlerle imzalanan temizlik hizmeti alımına dair sözleşme ve ekleri dosyaya sunulmuştur.
Bu sözleşmeler hakkında ......... tarafından verilmiş bir muvazaa tespiti veya mahkeme kararı bulunmamaktadır. Şu halde muvazaa tespiti yapılan dönem sonrası işe giren davacının 2011 yılı sonrası davalının hizmet alım sözleşmelerinin muvazaaya dayandığını ispat külfeti davacı üzerindedir. Davacı vekili dava dilekçesinde davacının temizlik işi dışında çok çeşitli işlerde çalıştırıldığını iddia etmişse de davacının çalıştığı işler net bir biçimde belirtilmemiştir.
Ayrıca davacı taraf iddiasıyla ilgili tanık dinletmemiş benzer mahiyette olduğunu ileri sürdüğü davalarda dinlenilen tanıkların ifadelerini mahkemeye ibraz etmiştir. Söz konusu bu ifadeler incelendiğinde bizzat davacı ile ilgili beyanda bulunmadıkları görülmüştür.
Tüm bu tespitlere göre muvazaa iddiasının ispat edilemediği, davacının ne iş için alınmışsa o işte çalıştırıldığı, usulüne uygun hizmet alım sözleşmesi doğrultusunda taşeron işçisi olarak çalıştığı, davalı kurumun işçisi sayılmasını gerektirecek bir muvazaanın bulunmadığı sabit olduğundan, buna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/21646, K. 2015/1364, 12 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama