KÜNYE
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2014/4981 E., 2014/8708 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2014
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
799 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... Şirketi vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden davalıların sorumluluğuna karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili, davacının kendi işçileri olmadığını, davacının ihaleyi yeni alan yeni firmada işe başladığını ve halen aynı işte çalıştığını savunurken, diğer davalı şirket vekili ise davanın süresinde açılmadığını ve yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, feshin geçerli nedene dayanmadığı belirtilerek davacının davalı ... Şirketine iadesine, maddi sonuçlardan sadece bu şirketin sorumlu tutulmasına, diğer davalı ... Ltd. Şti. yönünden ise davanın husumetten reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 22 Hukuk Dairesince, 09.12.2011 tarih ve 2011/4046 E-2011/7148 K sayılı kararı ile davalı ...
AŞ'nin ihaleyi kazanamadığının çekişme konusu olmadığını, yapılması gereken yargısal denetimin feshin son çare olması gerektiği, mahkemece bu yönde araştırma yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, öte yandan asıl işveren ... Ltd Şi'nin feshin geçersizliğinin mali sonuçlarından alt işverenle birlikte sorumluluğu söz konusu olup mahkemece davalılar arasındaki asıl-alt işveren ilikisi geçerli kabul edilmesine rağmen davalı ... Ltd.
Şti.' hakkında davanın husumetten reddine karar verilmesinin de isabetli olmadığı gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devamla bu kez de davalı alt işveren ile hüküm fıkrasındaki alt işveren şirketlerin farklı olması nedeniyle verilen işe iade kararının Dairemizin 03.06.2013 tarih ve 2013/17281 E-2013/10360 K sayılı kararı ile davada taraf sıfatı olmayan kişi hakkında hüküm kurulması ve kararın infaz kabiliyetinin bulunmaması nedeniyle bozulmasına karar verilmiş mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde feshin geçerli nedene dayanmadığı ve davalılar arasında asıl-alt işveren
ilişkisi bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olduğundan feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi kabul edilmekle davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu kabule göre mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının alt işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi gerekir. Ancak asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olacağı kuralı dikkate alınarak işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden birlikte sorumlu tutulmaları gerekirken yazılı şekilde infazda tereddüde neden olacak biçimde karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/4981, K. 2014/8708, 22 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama