KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2015/15733 E., 2015/8381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
- Tarihi
- 14/01/2015
- Numarası
- 2014/464-2015/11
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 14.01.2015 tarihli direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu ve Dairemizin 6352 sayılı Kanunun 40.maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2.maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemenin, “...davacının davalıya ait işyerinde 28.08.2002-06.09.2011 tarihleri arasında çalıştığı, 2006 Nisan ayından itibaren ilaveten teknik nezaretçi olarak görev yaptığı, ücretlerinin yasa ve sözleşme gereği ödenmediği, böylelikle davacının iş akdini feshetmekte haklı olduğu, kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının 2006 yılı nisan ayından itibaren ilaveten yaptığı teknik nezaretçi ücretinin aralarındaki sözleşme gereği davacıya ödenmediği, ayrıca eksik ücret ödemesi yapıldığı, fazla mesai, hafta sonu tatili ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücretlerinin ödenmediği,
aksinin davalı tarafça ispatlanmadığı” gerekçesi ile verdiği kısmen kabul kararı, Dairemizin 05.06.2014 gün ve 2014/1853 Esas 2014/12488 Karar sayılı kararı ile özetle “...Davacı vekilinin dava dilekçesi ile kısmi dava açtığı, Mahkemece davacının davasının belirsiz alacak davası olduğu kabul edilerek davacı vekiline taleplerini açıklaması için süre verildiği, davacı vekilinin de bunun üzerine dava dilekçesindeki miktarların üzerine çıkarak taleplerinin belirli hale getirdiği,
mahkemece davacı vekilinin bu dilekçesine göre alacaklarının hüküm altına alındığı görülmekte ise de davacının dava açtığı tarih 29/09/2011 tarihi olup bu tarih itibariyle 6100 sayılı yeni HMK yürürlüğe girmemiş olup mahkemece davacının davasının belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi ve davacı vekilinin açıklama dilekçesine göre davacının taleplerinin hüküm altına alınması hatalıdır.
Davacı vekilinin açıklama dilekçesi ile birlikte ıslah harcı yatırmadığı da anlaşılmakla mahkemece davacının hüküm altına alınan alacaklarının dava dilekçesinde belirtilen miktarlar üzerinden kabul edilmesi gerekirken açıklama dilekçesinde talep edilen miktarlar üzerinden hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, iddia, savunma beyanları, Yargıtay bozma ilamı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizin 30.12.2011 tarihli duruşmasında verilen 1 nolu ara karar gereği, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığı belirtilerek, tüm alacak kalemleri miktarının açıklanmasının istendiği, davacı vekilinin ara karar gereği 12.01.2012 tarihinde alacak kalemlerini miktar itibariyle belirtir dilekçe ile belirtilen miktarlar üzerinden ıslah harcını 13.01.2012 tarihinde yatırdığı, ıslah harcı makbuzunun dosya içinde bulunduğu, davanın ıslah edildiğinden, davalı vekilinin 01.02.2012 tarihli duruşmadan haberdar olduğu ” gerekçeleri ile önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/15733, K. 2015/8381, 11 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama