KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2015/30451 E., 2016/1596 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Bakanlık vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Bakanlık vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, iş akdinin emeklilik nedeni ile son bulduğunu belirterek hak etmiş olduğu kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai ve asgari geçim indirim ücretlerinin ödetilmesini talep etmiştir. Davalı Bakanlık, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 15.12.2014 tarihli ilamı ile "...Davacı yaşlılık aylığına hak kazanamasa da fesih tarihinde 20 yıl ve 5613 gün sigortalı olduğu bu haliyle 1475 sayılı Kanunun 14.maddesindeki 15 yıl 3600 prim günü şartlarına haiz olduğu kıdem tazminatının kabulünün gerektiği gözetilmeksizin ret kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca okul müdürü tarafından gönderilen ilköğretim okulu vakit çizelgesi ve tutanağa göre eğitimin saat 08:30'da başladığı dikkate alınarak davacının tutanakta belirtilen 18:30 saatine kadar çalıştığına ilişkin tutanak karşısında davacının 2009-2010 tarihleri arasında haftada 5 gün, 2013 yılına kadar ise hafta içi 08:30-18:30 saatleri arasında, cumartesi günleri ise saat 13:00'a kadar çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma alacağının değerlendirilmesi gerekirken taraflı tanık ifadesine itibarla sonuca gidilmesi de hatalıdır." gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş ve karar vermiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin on birinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez.
Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir. Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır.
Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.
Somut olayda davacının emekliliğe ilişkin belgeyi davalıya sunduğuna ilişkin bir delil dosyada bulunmamaktadır. Buna göre mahkemece, kıdem tazminatı için faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerekirken fesih tarihinden itibaren başlatılması ve davalı ...'nın 492 sayılı Harçlar Kanunu' nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin davalı Bakanlığın harca mahkum edilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/30451, K. 2016/1596, 27 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama