KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2015/35691 E., 2016/1686 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- İşe iade
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının iş akdinin haklı ya da geçerli neden olmaksızın feshedildiğini öne sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, iş akdine haklı nedenle son verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı işveren tarafından iş akdine haklı yada geçerli bir nedenle son verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
Bu nedenle, geçerli fesih için söz konusu olabilecek sebepler, işçinin iş görme borcunu kendisinden kaynaklanan veya işyerinden kaynaklanan sebeplerle ciddi bir biçimde olumsuz etkileyen ve iş görme borcunu gerektiği şekilde yerine getirmesine olanak vermeyen sebepler olabilecektir. Sonuçta, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
Keza işçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Dosya içeriğine göre, iş akdine 12.02.2015 tarihli fesih bildirimi ile özetle, davacının şirket itibarını sarsıcı, güven ilişkisini zedeleyici, ahlak ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmayan hareket ve eylemleri nedeniyle 4857 sayılı Yasa'nın 25/ıı maddesi gereği tazminatsız olarak son verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Erzurum Bölge Distribütörü ...................'nın 5.2.2015 tarihli şikayet dilekçesi incelendiğinde; distribütörün, davacının Kasım ayında kendisinden 4.600 TL borç para aldığını ve 3.2.2015 tarihinde kendisinden iskonto adı altında fatura kestirerek depodan 5 koli 100lük rakı aldığını iddia ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı tanıkları fesih tarihinde işyerinde çalışmamaktadır. Davalı tanığı işyerinde satış müdürü olarak çalışan ... ise, davacının bir kaç distrübütörden borç para veya ürün aldığını ancak bunu geri vermediğini, distrübütörlerin beyanı ile bu durumun ortaya çıktığını, davacının da kendisine bunu itiraf ettiğini beyan etmiştir.
Şikayet dilekçesi, davalı tanığının beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, iş ilişkisinin olumsuz etkilendiği, davalı işveren açısından haklı nedenle iş akdinin feshedildiği ispatlanamasa bile fesih tarihi itibari ile geçerli bir nedenin bulunduğu anlaşıldığından davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/35691, K. 2016/1686, 28 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama