KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2015/5525 E., 2016/4892 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ... Valiliği ... Müdürlüğünün aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, asıl işveren davalı ... için alt işveren diğer davalı şirkette çalışırken iş akdini emeklilik nedeniyle sonlandırdığını belirterek bazı işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılardan ..., davacının taleplerinde haklı olmadığını belirterek davanın reddini istemiş, diğer davalı ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır.
O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir.
Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, malullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur.
İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Mahkemece fesih tarihi 30.04.2004 kabul edilerek bu tarihden itibaren kıdem tazminatına faiz işletilmiş ise de fesih tarihi 30.04.2004 değil 30.04.2011 olup, davacı işçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiğine dair belge, bilgi bulunmamakla kıdem tazminatına dava tarihinden faiz işletilmesi gerekirken fesih tarihinden işletilmesi ve bilirkişinin net olarak hesapladığı miktarlardan hüküm kurulmasına rağmen bu miktarların infazda karışıklığa neden olacak şekilde net olduğunun belirtilmemesi hatalı olup bozma nedeni ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/5525, K. 2016/4892, 29 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama