KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2015/8524 E., 2015/11535 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2015
Karar Metni
636 kelime·3 dk okuma
İş Mahkemesi Dava Türü : İşe İade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı şirket ile dava dışı .. vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, ikale sözleşmesi ile sağlanacağı belirtilen menfaatlerin yerine getirilmemiş olması ve tek taraflı cezai şart olmasının da bu durumu ortaya koyduğunu, ikale sözleşmesinin ihtirazi kayıtlar imzalandığını, iş güvencesi hükümlerinin dolanmaya yönelik olarak yapılmış olan geçersiz ikale sözleşmesinin bulunması halinde iş sözleşmesinin işverence feshedildiğinin kabul edileceğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazmintaı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, iş sözlemesinin ikale ile sona erdiğinden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, ikale sözleşmesinin makul yarar olmadan yapıldığı ve feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. Dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerekmektedir. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davalının temsilcisinde yanılmış olma hali de bu duruma örnek oluşturmaktadır.
İş sözleşmesi gereği işçiyi çalıştırma şart olduğundan, isçiyi çalıştıran herkes 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun anlamında işveren sayılmaktadır. Dolayısı ile işçilik alacaklarının tahsili talebiyle aleyhine dava açılan ve davalı konumunda olan işveren, davacı işçiyi çalıştıran işverendir. Açılacak her dava, işveren olan kişi aleyhine açılmalıdır. İşverenin gerçek veya tüzel kişi olması mümkündür.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde "İşyerinde işveren adına hareket eden ve işin ve işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı muamele ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu anlamda işveren adına hareket eden ve bu anlamda emrindeki işçinin iş sözleşmesini fesheden işveren vekilinin, bu işlemine karşı işveren taraf gösterilerek feshin geçersizliği isteminde bulunmak gerekir.
İş yargılamasında çalışma olgusunu ve hizmet süresinin ispat yükü, genel ispat kuralı gereği iddia eden işçiye aittir.
Dosya içeriğine göre davacının hukuki ve fiili işvereni .. ise de davanın ..'ye yöneltilerek açıldığı ancak davacı vekilince 03.07.2014 havale tarihli dilekçe ile davalı şirket unvanın sehven .. olarak yazıldığını, davalı şirket doğru unvanın .. olduğunu, HMK'nin 124.maddesi uyarınca hatanın düzeltilmesini talep etmiş, mahkemece de 11.09.2014 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile verilen maddi hatanın düzeltilmesi dilekçesinin ..'ye tebliğine karar verilmiştir.
Netice olarak davacının .. bünyesinde çalıştığı, davanın ise ..'ye yöneltilerek açıldığı, husumette yanılma dilekçesinin mahkemece kabul edildiği ve husumetin ..'ye yöneltildiği somut olayda; mahkemece husumette yanılma olarak kabul edilmesi yerinde ise de gerekçeli karar başlığında ayrıca ..'nin de gösterilmesi ve bu nedenle hüküm fıkrasında hangi işverene iade edildiği belirtilmeksizin işe iadesine karar verilmek suretiyle infazda tereddüt oluşturacak nitelikte karar verilmiş olması hatalıdır.
Yapılması gereken, husumette yanılma kabul edildikten sonra karar başlığında yalnızca .. göstermekle yetinilmeli ve davacının da bu işverene iadesine karar vermek olmalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/8524, K. 2015/11535, 9 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama