KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2016/13947 E., 2016/19181 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı işçi, iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz nedenlerle işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekilleri davacının ortak girişim işçisi olduğunu, ve ortak girişimin ...Spor Kompleksinin yapımı için kurulduğunu ve sınırlı olduğunu davacının işini yapmaması nedeniyle tutanak tutulduğunu, davacının işten kendi isteğiyle ayrıldığını, davacıya ihbar tazminatının ödendiğini, şirketi ibra ettiğini belirterek davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, feshin geçerli nedene dayandığının ispatının işverene düştüğü , davacının iş akdinin feshi nedenlerinin davalılarca farklı gerekçelere dayandırılması, işverence düzenlenen ve "...personel mesaisine gelmiş olup görevini icra etmemiştir" şeklindeki soyut içerikli tutanakların niteliği, davacı işçinin görevine ilişkin olarak herhangi bir şekilde uyarılmaması, akdin devamının sağlanmaya çalışıldığı hususunun davalı tarafça iddia ve ispat edilmediği dikkate alındığında davalı işverence işçinin haklı ve geçerli bir nedenle iş akdinin feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın üç davalısı bulunduğu halde infazda tereddüte yol açacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Davada taraf ehliyeti medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti bulunan gerçek ve tüzel kişilere aittir. Tüzel kişiliği bulunmayan toplulukların taraf ehliyeti de bulunmamaktadır. Adi ortaklığın kendisine ait bir tüzel kişiliği mevcut olmadığından davada taraf olma ehliyeti yoktur. Bir başka ifade ile adi ortaklığın dava ve takip ehliyeti olmadığı gibi, ona karşı da dava açılamaz. Bu bağlamda adi ortaklığa karşı açılacak davalar adi ortaklığın kendisine karşı değil dava konusunun paradan başka bir şey olması halinde ortaklığı oluşturan ortakların tamamına, dava konusunun para olması halinde ise ortaklar arasında müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğundan ortaklardan biri ya da birkaçı aleyhine yöneltilmelidir.
Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2003 tarih, 2003/12-574-564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalılar temyizi bu yönden reddedilmelidir. Ancak davacı davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığında çalışmıştır. Kararda Mahkemece davacının ortak girişimi oluşturan şirketlerin işyerinde işe iadesine ve tazminatlardan da tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları yönünde karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca mahkeme kararı bozularak ortadan kaldırılmış ve Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/13947, K. 2016/19181, 9 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama