İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2016/14271 K.2016/19131

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Esas2016/14271Karar2016/19131Tarih9 Kasım 2016Okuma8 dk · 1.592 kelime

KÜNYE

(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/14271 E., 2016/19131 K.·Yargıtay İlamı

Karar tarihi
9 Kasım 2016
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.592 kelime·8 dk okuma

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı vekili müvekkilinin 11/05/2012 tarihinden itibaren davalı şirkete ait işyerinde restaurant garsonu olarak çalıştığını üç sezon çalıştıktan sonra en son 29/10/2014 tarihinde iş akdinin askıya alındığını, 2015 yılı için ise 15/04/2015 tarihinde işe davet edildiğini tebliğ aldığı işe çağrı belgesi gereğince 29/04/2015 te işyerine gittiğini, ile görüştürülmediğini, güvenlikten telefon ile aranılarak personele ulaşıldığında kendisine 2014 yılında yaptığı şikayet nedeniyle işe başlatılmayacağı ve şu an personel alımı yapılmadığı söylenerek geri gönderildiğini, 30/04/2015'te şikayette bulunduğunu işverence iş akdinin haklı ve geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili davacının mevsimlik ve belirli süreli sözleşmeleri ile çalıştığını, 2015 yılında da önceki dönemlerde olduğu gibi 30.04.2015 tarihinde işe başlaması yolunda çağrı yapıldığı halde davacının işe başlamayarak iş akdini kendisinin feshettiğini, mevsimlik sözleşme ile çalışan işçilerin iş güvencesi kapsamında olmadığını ve 29/10/2014'te iş sözleşmesi sona erdiğinden dava açma süresinin de geçirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece mevsimlik olarak çalışan davacının iş akdinin askıya alınmasında davacının da rızasının bulunduğu anlaşıldığından herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığı, davacıya tebliğ edildiği anlaşılan işe çağrı belgesi ile davacıdan 30/04/2015 tarihinde iş başı yapmasınınn istenildiği, davacının da kabulünde olduğu üzere davacının kendisinden işbaşı yapması istenilen tarihten önce davalı otele başvurduğu, iş başı yapması istenilen tarih olan 30/04/2015 tarihinde ise davalı işyerine gitmediği, davalı işverenin bildirdiği tarihten önce otelde hazır olan işçiyi işe başlatmak durumunda olmadığını, bu durumda bildirilen tarihte işe gitmeyen işçinin iş akdini kendisi feshetmiş olacağından işe iadesini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında mevsimlik iş sözleşmesinin davalı işverence feshedilip feshedilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer dönemlerinde iş sözleşmelerinin, ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektirdiği işler mevsimlik iş olarak değerlendirilir.

Mevsimlik iş sözleşmeleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11 inci maddesindeki hükümlere uygun olarak, belirli süreli olarak yapılabileceği gibi belirsiz süreli olarak da kurulabilir. Tek bir mevsim için yapılmış belirli süreli iş sözleşmesi, mevsimin bitimi ile kendiliğinden sona erer ve bu durumda işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz.

Buna karşılık, işçi ile işveren arasında mevsimlik bir işte belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve izleyen yıllarda da zincirleme mevsimlik iş sözleşmeleriyle çalışılmışsa, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca iş sözleşmesi belirsiz süreli nitelik kazanacaktır.

Mevsimlik iş sözleşmeleri, tarafların karşılıklı anlaşmasıyla belirli süreli yapılmışsa sürenin sona ermesi, işçinin ölümü ya da süresinin sona ermesinden önce fesih ihbarıyla iş sözleşmesi sona erer. Belirsiz süreli sözleşme ile işe alınan ve mevsimin sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılan bu işçilerin iş sözleşmeleri kendiliğinden sona ermez, fakat ertesi yılın iş sezonunun başına kadar askıda kalır. Mevsim bitimi ile askıya alınan iş sözleşmesi, tarafların fesih iradesi yok ise feshedilmiş olmaz. Ertesi yıl mevsim başında işe alınmayan işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiş sayılır. Fakat davet edildiği halde işbaşı yapmayan işçinin iş sözleşmesi devamsızlık nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiş veya işçi tarafından bozulmuş sayılır.

Mevsime tabi olarak yapılan işlerde, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi, hizmet edimini ancak iş mevsiminde ifa etmekle yükümlüdür. Mevsimlik çalışmanın sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılmak zorunda kalan, fakat iş sözleşmesi bozulmamış olan işçi, ertesi mevsim başına kadar işverene hizmet etmek, işveren de ona ücret ödemek zorunda değildir.

Bir başka anlatımla, işçi ve işverenin iş sözleşmesinden doğan temel borçları bir sonraki mevsim başına kadar askıya alınmaktadır. Askı döneminde, işçinin iş görme, işverenin ise ücret ödeme borcu ortadan kalkmakta, ancak işçinin sadakat ve kısmen işyerindeki kurallara uyma borcu, buna karşın işverenin de gözetme ve eşit işlem borçları devam etmektedir. İşçi mevsim başında işbaşı yapınca, tarafların askıda olan temel borçları yeniden aktif hale gelir.

Mevsim sona ermiş olmasına rağmen, iş sözleşmesi bozulmamış olduğu için yeni mevsim başında tarafların tekrar sözleşme yapmalarına gerek kalmaksızın işçinin iş görme edimini ifa, işverenin de işçisine iş verme ve ücret ödeme borçları yeniden yürürlük kazanacaktır.

İşçi mevsimlik işlerde çalışmış ise; mevsimlik çalıştığı sürelerin dikkate alınarak ve bu sürelere göre kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. Başka bir anlatımla, işçinin askıda geçen süresi, fiilen çalışma olgusunu taşımadığından kıdemden sayılmayacaktır.

İş sözleşmesinin askıda olması, işçinin askı süresi içinde başka bir işverenin emrinde çalışmasına engel değildir. Çünkü işverenin işçisine ücret ödeme borcu, işçinin de iş görme borcu askı süresince yerine getirilmediği için, işçi mevsimlik işe tekrar başlayana kadar başka bir işverenin İş Kanunu kapsamına giren işyerinde çalışabilir. Bu durumda mevsimlik iş, bir tür yıl bazında kısmi süreli iş özelliğini taşıyacaktır. Ancak işveren farklı olduğundan, işçinin askı dönemine rastlayan kıdemi, mevsimlik olarak çalıştığı işyerindeki kıdemine eklenemez. Eğer mevsimlik işçi, askı süresince aynı işverenin diğer bir işinde çalıştırılıyorsa, bu süreler işçinin kıdemi açısından birleştirilecektir.

Mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışan işçiler, 4857 sayılı Kanunun 18 inci ve devamı maddelerinde düzenlenen feshin geçerli sebebe dayandırılması, sözleşmenin feshinde usul, fesih bildirimine itiraz ve usulü ile geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları hükümlerinden yararlanırlar.

Buna göre mevsimlik işçinin, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışması, işyerindeki kıdeminin altı aydan fazla olması, işveren vekili olmaması ve işyerinde otuz ve daha fazla işçi çalışması halinde, iş güvencesi olarak belirtilen bu hükümlerden yararlanacaktır. İşveren mevsimlik işçinin iş sözleşmesini, ister fiilen çalışılan dönem, ister askıdaki dönemde olsun, geçerli neden olmadan feshedemeyecektir.

Bir başka anlatımla işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve geçerli fesih nedenini açıkça belirtmek zorundadır. İşçinin, mevsim bitiminde iş sözleşmesinin askıya alınması nedeni ile feshin geçersizliğini ileri sürerek işe iade isteminde bulunması mümkün değildir. Zira iş sözleşmesi feshedilmemiş, yeni mevsim başına kadar askıya alınmıştır. Bu olguyu, 4857 sayılı Yasanın 29 uncu maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme de doğrulamaktadır.

Değinilen fıkra hükmü gereğince, mevsim sonu toplu işten çıkarmalarda, toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümlerin uygulanmaması, iş sözleşmesinin feshedilmediği gerekçesine dayanmaktadır.

Somut olayda davacı 3 sezon mevsimlik işçi olarak çalışmış ve 29/10/2014 te iş akdi askıya alınmıştır. Askı belgesinde "2015 sezonunda tekrar bizimle çalışmak istediğiniz takdirde 15/02/2015 tarihine kadar şahsen veya iadeli taahhütlü mektup ile "..." adresindeki Personel Müdürlüğümüze başvurmanızı, başvurmadığınız takdirde kendiniz tarafından istifa etmiş kabul edileceğinizi önemle bildiririz.

Başvurunuzu takiben en geç 30.04.2015 tarihine kadar, müşteri doluluk oranı ve departmandaki personel ihtiyacı dikkate alınarak işe davet yazımız, personel müdürlüğüne bırakacağınız adresiniz iadeli taahhütlü mektup ile size bildirilecektir." şeklinde düzenlendiği, 15.04.2015 tarihli çağrı belgesinde ise "2015 turizm sezonunda tekrar işyerimizde görev almayı düşünüyorsanız aşağıda belirtilen evraklarla beraber 30.04.2015 tarihinde işbaşı yapmak üzere bulunmanız gerekmektedir.

Belirtilen tarihe kadar herhangi bir müracaatınızın olmaması ve 30.04.2015 tarihinde işyerinde olmamanız halinde istifa etmiş sayılacaksınız," şeklinde bildirim yapıldığı anlaşılmıştır. Bu bildirimi 22/04/2015 te tebliğ alan davacı 29/09/2015 tarihinde davalı şirkete başvurmuş ve geri gönderilmiştir.

Bu durumla ilgili olarak 30.04.2015 tarihinde şikayette bulunmuş ve şikayetinde "otelin giriş kapısı olan güvenlik girişinde telefon ile personel müdürlüğünde çalışan hanıma müracaat edip işe başlamak istediğimi söyledim, o da bana "şuanda personel alımı yapmıyoruz biz seni daha sonra arayacağız," deyip beklememi söyledi, ben de bunun üzerine bana yollanan çağrı belgesinde son müracaat tarihinin yarın olduğunu ve eğer siz beni aramaz iseniz 30.04.2015 tarihinde müracaat günüm bittiğinden . istifa etmiş sayılacağımı ve bana nasıl bir garanti verebileceklerini sordum.

Bunun üzerine personel müdürü burada değil telefonla görüşüp yeniden beni arayacağını söyledi. 5 dakika sonra yeniden görüştüğüm bayan bana personel müdürü senin oteli şikayet ettiğini bu yüzden seni çalıştırmayacaklarını ve kime istersem şikayet edebileceğimi personel müdürünün söylediğini söyledi “bende bu şekilde görüşmeyi sonlandırdım. şeklinde yazılı şikayette bulunmuştur. Davacı aynı tarihte otele de iş akdinin haksız feshedilmesi nedeniyle ihtarname göndermiştir.

Dosyanın incelenmesinde davacının 29/09/2014 te davalı işyerini şikayet ettiği, 03.02.2015 tarihli tutanağında işverence davacıyı yeni sezonda davet edeceği ve davacının hiçbir hak ve alacağının bulunmadığının ifade edildiği bilgisine yer verilmiştir. Davacının hizmet dökümünün incelenmesinde 11/05/2012-31/10/2012 askı süresi, 25/03/2013-21/10/2013 askı süresi, 23/04/2014-29/10/2014 askı süresi olduğu tespit edilmiştir.

Önceki askı bildiriminde de 30 Nisan tarihine kadar, işe davet bildiriminde 25 Nisan tarihi belirtilmesine rağmen davacının 23/04/2014 te işbaşı yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

İşveren davacıya 30.04.2015 te gelmesini söylediğini ve davacının 30/04/2015 te işyerine gelmediğini ifade etmişse de davacının 29.04.2015 günlü müracaatında davacıya işyerini şikayet ettiğinden kendisiyle çalışılmayacağının söylendiği ve davacının da başvurusunun alınmaması nedeniyle Bölge şikayette bulunduğu açıktır. İşverence davacının iş akdi eylemli feshedilmiştir. Aksi hayatın olağan akışına uygun değildir.

İşverence yazılı fesih bildirimi yapılmadığı ve feshin haklı ve geçerli nedene dayandığı da ispat edilmediğinden davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz olmuştur.

Dosya içeriğine göre davacının kıdeminin 5 yılın altında olduğu nazara alınarak işe başlatmama tazminatının davacının 4 aylık brüt ücret tutarında belirlenmesi gerekir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca mahkeme kararı bozularak ortadan kaldırılmış ve Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,

3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,

4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,

5-Alınması gereken 29,20 TL harçtan peşin alınan 27,70 TL harcın tenzili ile bakiye 1,50 TL harç giderinin davalıdan tahsili ilee gelir kaydına,

6-Davacının yapmış olduğu 182,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,

9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09/11/2016 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/14271, K. 2016/19131, 9 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/14271
Karar No
2016/19131
Tarih
9 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/14273 K.2016/13890
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2016/14275 K.2016/14975
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2016/14276 K.2016/19137
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2016/14277 K.2016/10765
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2016/14277 K.2016/10709
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2016/14284 K.2016/14120

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.