KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2016/15111 E., 2016/13093 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
692 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın ve gerçekte sendikal nedenle feshedildiğini öne sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine, 1 yıldan az olmamak üzere işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, feshin sipariş azalması, stokların artması ve atıl işgücü nedeniyle geçerli nedenlere dayandığını ve sendikal bir neden bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı işveren tarafından yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayanmadığı ve feshin sendikal nedenle yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilirken, 6356 sayılı Kanunun 25/5 maddesi gereğince davacının 1 yıllık ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacının, sendika üyesi olduğu ve üyesi olduğu sendikanın olumlu yetki tespiti ile çoğunluğu sağladığının bildirildiği, davacı ve arkadaşlarının yetki tespitinden önce işyerinde öncü işçi olduklarının davacı tanıklarının beyanlarından anlaşıldığı, sendikaya üye olduğu tarih ile fesih tarihi arasındaki süre ve yetki tespiti kararından hemen sonra fesih işleminin yapılmış olması gibi hususlar dikkate alındığında iş akdinin hiçbir geçerli neden olmadan sendikal nedenlerle feshedildiğine yönelik mahkeme kabulü isabetli olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, sendikal tazminat istemli işe iade davasının netice olarak bir tespit davası olduğu göz ardı edilerek sendikal tazminatın davalıdan alınıp davacıya ödenmesi yönünde tahsil hükmü kurulması doğru bulunmamıştır.
Davacının temyizi yönünden yapılan değerlendirmede, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir.
Maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunumun 25. maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra sendikal nedenle yapılan fesihlerde tazminat; işçinin başvurusu, işe başlatma ve başlatılmama şartına bağlı olmaksızın işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenecektir. Dairemizin uygulaması bu yöndedir.
Sendikal nedene dayalı fesihlerde sendikal tazminatın en az 1 yıllık ücret tutarında belirleneceği ifadesiyle alt sınır belirlenmiş ancak üst sınır açık bırakılmıştır. Dairemiz yıllık ücretli izinle ilgili 53. maddedeki kıdem sürelerini dikkate alarak belirlenmiş işe başlatmama tazminatı bakımından uygulanan kıdem sürelerinin sendikal nedene dayalı olarak, sendikal tazminatın belirlenmesinde de kıyasen 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 1 yıllık ücret tutarında, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 1 yıl 1 ay, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 1 yıl 2 aylık ücreti tutarında sendikal tazminatın belirlenmesinin hakkaniyete uygun bir çözüm olacağını öngörmektedir.
Davacının davalıya ait işyerinde 25.11.2008-12.05.2014 tarihleri arasında çalıştığı gözetildiğinde sendikal tazminatın 1 yıl 1 ay ücreti tutarında belirlenmesi gerekirken alt sınır olan 1 yıllık ücreti tutarında belirlenmiş olması hatalı olduğundan davacının bu yönü kapsayan temyiz nedenleri yerinde bulunmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/15111, K. 2016/13093, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama