İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2016/27478 K.2016/21953

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı…

Esas2016/27478Karar2016/21953Tarih28 Aralık 2016Okuma10 dk · 2.091 kelime

KÜNYE

(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/27478 E., 2016/21953 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Aralık 2016
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.091 kelime·10 dk okuma

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu ve iş akdine geçerli bir neden bulunmadan son verildiğini öne sürerek feshin geçersizliğinin tespiti iledavacının asıl ve tek gerçek işveren olan Habaş'a işe iadesine, mali hakların her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili şirket ile diğer davalı .... arasında imzalanan 30/07/2012 tarihli sözleşme gereğince, davalı ....'nin müvekkili şirketin Bursa şubesinin faaliyet alanı içindeki müşteri ve bayilerine nakil edilecek olan sinai ve tıbbi gaz tüplerinin mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan araçlar ile nakil edilmesi işlerini üstlenmiş olup davacının da bu firmanın çalışanı olarak nakil araçlarında şoför/muavin olarak çalıştığını, bu sebeple müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, yine müvekkili şirketin demir çelik ile sınai ve tıbbi gazların üretimi işleri ile iştigal ettiğini,

dolayısıyla davacının ifa ettiği nakliye işlerinin müvekkili şirketin asıl faaliyet alanı olmayıp tamamen bağımsız bir iştigal konusu olduğunu, müvekkilinin nakliye işlerini yürüten diğer davalı şirketin ayrı ve bağımsız bir ticari kuruluş olduğu gibi faaliyet alanının da nakliye işleri olduğunu, davacı ile diğer davalı arasında tüp taşımaya ilişkin var olan sözleşmenin 21/09/2015 tarihinde sonlandırıldığını ve diğer davalı tarafından kullanılan mülkiyetleri müvekkili şirkete ait davacının da görev yaptığı araçların bir kısmının satıldığını, bir kısmının ise Ankara şubesi tesislerine gönderildiğini,

bu haliyle de müvekkili şirketin Bursa şubesi faaliyet alanı kapsamında davacının çalışacağı tüp nakliye aracı kalmadığını, kaldı ki müvekkili şirketin tüp taşıma işini araçlar da yükleniciye ait olmak kaydıyla dışarıdan hizmet alma yoluyla gördürme cihetine gittiğini, 25/10/2015 tarihinden bu yana da nakliye işlerinin bu yeni yüklenici tarafından kendi araçları ile yerine getirildiğini, bu çerçeveden bakıldığında davacının işe iade edileceği görev alanının müvekkili şirket bünyesinden tamamen tasfiye edilmiş olduğundan davacının mesaisine de ihtiyaç kalmadığının ortada olduğunu,

kaldı ki davacıya kıdem ve ihbar tazminatları ile hak etmiş olduğu diğer hakları da ödenmek sureti ile iş akdinin usulüne uygun şekilde feshedilmiş olduğunu; diğer avalı .... vekili ise, müvekkili şirketin aralarında imzalanan sözleşme uyarınca diğer davalı ...'nin Bursa Şubesinden müşteri ve bayilerine sınai ve tıbbi gaz dolu tüpleri yine ona ait araçlar ile taşımakta olup davacının da bu araçlarda şoför /muavin olarak çalıştığını , her iki şirket arasındaki söz konusu sözleşmenin karşılıklı mutabakat çerçevesinde 21/09/2015 tarihinde sona erdirildiğini ve bu nedenle de mülkiyeti davalı ...'ye ait olan araçların iade edildiğini,

araçlar iade edildikten sonra davacının mesaisine ihtiyaç duyulacak bir iş de kalmadığından 28/09/2015 tarihinde iş akdine son verildiğini, yine iş akdi sona erdirilen davacının müvekkili şirket nezdinde tahakkuk eden tüm alacakları ile kıdem ve ihbar tazminatlarının da hesaplanarak imzalamış olduğu ibranameye istinaden banka hesabına yatırıldığını, davacı iddialarının mesnetsiz ve asılsız olduğunu,

diğer davalı ile müvekkili şirket arasındaki taşıma işleri sona erdirildikten sonra davacının çalıştırılabileceği başka bir pozisyon da bulunmadığından işin ve işyerinin gerekleri nedeni ile davacının işine son verilmiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkemece, davalı ...'nin Türkiye sınırlarında bir çok yerde bulunan işletmelerinde demir çelik ile sınai ve tıbbi gazların üretimi işleri ile iştigal ettiğinin bilinen vakıa olduğu, yukarıda içeriğine yer verilen her iki davalı şirket arasındaki 30/07/2015 tarihli sözleşme konusunun davalı Habaş'ın Bursa tesislerinde sayılan sair işler yanında tıbbi ve sınai tüplerin bayi, müşteri, hastane ve benzerlerine yine davalı Habaş'ın araçları ile taşınma ve nakliyesine ilişkin olduğu,

her iki davalı arasında imzalanan 21/09/2015 tarihli tasfiye tutanağından anlaşıldığı üzere 30/07/2015 tarihli sözleşmeye konu taşıma ve nakliyeye ilişkin kısmının mutabakat çerçevesinde sona erdirildiği, 30/07/2015 tarihli sözleşme ile öngörülen sair işleri yapmakta olan avalı ....'nin halen diğer davalı ... işyerinde işçilerinin bulunduğu ve halen çalışmaya devam ettikleri, ve yine davalı .... aralarındaki sözlemenin taşıma ve nakliyeye ilişkin kısımlarının tasfiyesi sonrası söz konusu işlerin tamamen dava dışı yeni yüklenici....'ye bırakıldığı,

davalı Habaş'a ait davacı ve arkadaşlarının çalıştığı araçların kısmen satılıp kısmen de bu şirketin başka işyerlerine gönderildiği, avalı ....'nin davalı ...'nin Bursa tesislerinde sair işlerinde halen çalıştırılan işçileri olduğu gibi işbu şirketin dosyaya sunulan internet çıktıları ile bir kısım tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere Bursa ve dışında halen yüklendiği nakliyat işlerinin bulunduğu ve yine bu şirketin turizm iş kolunda da faaliyet gösterdiği, davalı Habaş şirketinin iştigal konusu nazara alındığında davacının davalı Habaş'ın asli ve sürekli işlerinde çalışmasının söz konusu olmadığı,

yine davacının çalıştığı taşıma/nakliyat (şoför/muavin) işlerinde davalı ... çalışanı da olmadığı, davalı ...'nin özel hukuk tüzel kişisi olup kamu iştiraki olmadığı gibi kamusal bir yönünün de bulunmadığı, işçi alım ve çıkarımlarında da söz sahibinin tamamen davalı taşeron Kontak şirketi olduğu, tıbbi ve sınai gaz tüplerinin sevkiyat işinin teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerden sayılması veyahut yardımcı işlerden kabulü halinde dahi davalı ... ile diğer avalı .... arasındaki ilişkinin hukuken ve fiilen asıl - alt işverenlik ilişkisi olduğu,

davacının çalıştığı araçlarda davalı ... ambleminin ve işaretlerinin olduğu anlaşılmış ise de dağıtıma konu ürünler Habaş mamulü olmakla markanın araçlarda ortaya konulmasının muvazaa ve işçi temini olarak da değerlendirilemeyeceği, araçların satılması sonrası yeni alt işverenin de taşıma/nakliyat işlerini tamamen devralmasına kadarki geçen süreçte davacıya yaptırıldığı iddia edilen rampa ve çevre temizliği, boya vs işlerin de arızi mahiyette olup bu işler nedeni ile de her iki şirket arasında muvazaanın kabulüne hukuken imkanı bulunmadığı,

dosyaya toplanan sosyal medya çıktıları ile tanık anlatımlarından avalı ....'nin davalı Habaş'ın Bursa tesislerinde sair işlerinde halen çalıştırılan işçileri olduğu gibi Bursa ve dışında halen yüklendiği nakliyat işlerinin bulunduğu ve yine bu şirketin turizm iş kolunda da faaliyet göstermekte olduğu,

tüm bunlara göre davalı ....'nce davacı ve arkadaşlarının diğer davalı ...'nin Bursa Dolum Tesislerinde halen taşeronluğunu yaptığı diğer işlerde gerekirse eğitim de vererek değerlendirebileceği gerekçesiyle feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının alt işveren davalı ....'ne ait işyerinde işe iadesine, mali sonuçlardan davalıların birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

Davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı ihtilaf konusudur.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.

Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

Keza aynı maddenin 7. fıkrasına göre de “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz.

Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.” Asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde, alt işveren işçisi, aynı madde uyarınca başlangıçtan itibaren asıl işveren işçileri sayılacaktır.

Asıl işveren alt işveren ilişkisi ve muvazaa konuları, 5763 sayılı Yasayla iş kanununda yapılan değişiklikler ve buna bağlı olarak çıkarılan Alt İşveren Yönetmeliğinin ardından farklı bir anlam kazanmıştır. Yönetmelikte “yazılı alt işverenlik sözleşmesi”nden söz edilmiş ve çeşitli tanımlara yer verilmiştir.

Alt İşveren Yönetmeliğinde;

1)İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesini,

2) Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisini,

3) Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini,

4)Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, Toplu İş Sözleşmesi yahut Çalışma Mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri, ihtiva eden sözleşmeler muvazaalı olarak açıklanmıştır.

Ayrıca alt-asıl işveren ilişkisinin yasal unsurları taşıyıp taşımadığı veya muvazaalı olup olmadığı resen gözetilmelidir. Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması veya yasal unsurları taşımaması halinde ise, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine işe iadenin mali sonuçlarından gerçek işveren ile muvazaalı işlemin tarafı olan kişi, kurum veya kuruluşun müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.

Asıl alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde;

Biri asıl diğeri hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup, bulunmadığının,

Alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının,

Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının,

Alt işverende daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının,

Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının,

İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının,

Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının,

Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının,

Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerekir.

Somut olayda, davacının iş akdine "... halen yüklenici sıfatı ile imzaladığımız sözleşme çerçevesinde davalı ...'nin Osmangazi / Bursa'daki tesislerinde yapmakta olduğumuz işlerden nakliyeye ilişkin kısmı sona erdirilmiş olup bu kapsamda kullanmakta olduğumuz araçlar da Habaş'a iade edilmiş ve Habaş da bu araçları satmıştır. Davalı ... tarafından anılan tesislerdeki nakliye işleri araç ile birlikte dışarıdan profesyonel hizmet almak şeklinde gerçekleştirileceğinin bildirilmesi üzerine bu halde tarafınızca yapılacak bir hizmet kalmadığından mesainize de ihtiyaç kalmamıştır. ..." gerekçesiyle son verilmiştir.

Her iki davalı şirket arasında akdedilen 30/07/2012 tarihli taşıma sözleşmesinde işin konusunun "Habaş'ın ... Osmangazi / Bursa adresinde bulunan veya gösterilecek sair işyeri ve tesislerinde Habaş tarafından üretilen ve /veya başka kuruluşlarca üretilen sınai ve tıbbi gazların tahmil tahliyesinin yapılması ile ilgili olarak yükleme, boşaltma, yatay ve dikey taşıma ve nakliye ile bunlara bağlı her türlü tamir, bakım, onarım vs işleri" olarak açıklandığı,

yine her iki davalı şirket arasında düzenlenen 21/09/2015 tarihli tasfiye tutanağı ile de davalı ...'nin adı geçen tesisteki nakliye işleri için başka bir nakliye firması ile anlaşarak kendi araçlarını satıp hizmet dışı bırakmaya karar vermiş olduğu belirtilerek davalılar Habaş ile Kontak şirketi arasındaki anılan sözleşmenin nakliyeye ilişkin kısımları konusuz kaldığından bu işe ilişkin sair tasfiye işlemlerinin düzenlendiği görülmektedir.

Dosya içerisinde bulunan ticaret sicil kayıtlarına göre davalı asıl işveren davalı ...'nin iş konusu, '' oksijen gazı, azot gazı, argon gazı, azot protoksit gazı, asetilen gazı , likit oksijen istihsali, likit azat istihsali, likit argon istihsali, hidrojen istihsali , gaz karışımları , sıvı oksijen, kükürt dioksit , karbondioksit '' olarak belirtilmiştir. Davalı .... ise ticaret kayıtlarında seyahat acentesi olarak gözükmektedir.

Davalı ...'nin alt işveren şirketin işçilerinin kendi bünyelerinde hangi işleri yaptığına ilişkin bir liste sunduğu, bu listeye göre alt işveren işçilerinin rampada görevli olduğu, yemekhanede çay ve yemek servisi yapmakta olduğu, şubede satış yaptığı, oksijen, azot ve mtp dolum işi yaptıkları, co2 dolumu ve tüp boyama işi yaptıkları, tüp okutma, tüp bakımı, tüp test sorumlusu olarak çalıştıkları, karışım dolumcusu, operatör vs işleri yaptıkları görülmektedir.Davacı ise, boyacı olarak işe alınmış olup davalı yanın ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere son 3 ayda dolum alanının sokaklarının genel temizliği işinde, rampaların temizliği, hurdalıkların temizlenmesi işinde çalıştırılmıştır. Davacının nakliye hizmet alım işinin sona ermesi nedeniyle iş akdine son verildiği görülmektedir.

Davacı dahil alt işveren şirketin işçilerinin emir ve talimatları davalı Habaş AŞ.'nin dolum tesisinde görevli idari personelden aldıkları tanıkların ifadelerinde belirtilmiştir.

Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'nin işçi temini maksadıyla diğer davalı .... ile hizmet alım sözlemesi yaptığı çok açık olup, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulduğu ve davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğunu kabulü gerektiği açıktır.

Açıklanan nedenler ile davalıların feshin geçerli olduğuna yönelik temyiz itirazları yerinde olmayıp, davacının muvazaa yönünden yaptığı temyiz itirazı yerinde görülmekle 4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının gerçek işveren davalı ...'ye ait işyerinde İŞE İADESİNE,

3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydı ile miktarının davacının kıdemi dikkate alınarak takdiren 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,

4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,

5-Alınması gereken 29,20 TL harçtan peşin yatırılan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1,50 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

6-Davacının yapmış olduğu 176,95 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,

9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davalılardan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 28/12/2016 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/27478, K. 2016/21953, 28 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/27478
Karar No
2016/21953
Tarih
28 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2016/27478 K.2016/18315
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2016/27479 K.2016/18314
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2016/27480 K.2016/26519
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2016/27481 K.2016/26367
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2016/27481 K.2016/18318
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2016/27483 K.2016/18319

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.