KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2016/4978 E., 2016/12118 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
793 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının 2013 yılının Ocak ayından itibaren 31/12/2014 tarihine kadar davalı Üniversiteye ait hastanede değişen alt işverenler nezdinde temizlik işçisi olarak çalıştığını, davacının sözleşmesinin her ne kadar davalı şirket yani alt işveren bünyesinde görünse dahi davacının diğer davalı Üniversite hastanesi yöneticilerinin emir ve talimatı altında görev yaptığını, davacının iş akdinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini, davalılar arasında muvazaa olduğunu belirterek, feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine, işe iadenin mali sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ihale makamı olmaları nedeniyle husumetlerinin bulunmadığını, davalı Üniversitenin işveren olmadığını, işçi çalıştırmadığını, işi ihale ile 3. kişilere gördürdüğünü, davanın öncelikle husumet yokluğundan reddi gerektiğini, işçinin iş akdinin feshinin tutulan tutanaklara göre yapıldığını, ilgili tutanakların incelenmesinde işçiden kaynaklı verimsizlik ve bu verimsizlik ile birlikte işçinin sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar sonucu işyerinde meydana gelen olaylar nedeniyle işyerinin düzeninde bozulma ve işin devamında aksamaların oluştuğunun kolayca tespit olunabileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket ise, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre her ne kadar davacı, davalı şirketin işçisi olarak görülmekte ise de, davacı işçinin davalı kurum görevlisi olan ... tarafından verilen emir ve talimatları da yerine getirdiği, ayrıca davalı kurum personelinin davalı şirket bünyesinde icra edilen temizlik faaliyeti ve bu faaliyeti gerçekleştiren davacı da dahil diğer işçiler üzerinde gözetim ve denetim görevini icra ettiklerinin tanık beyanları ile sabit olduğu, bu durum karşısında davacı işçi ile ilgili olarak her iki davalının da hukuki anlamda sorumluluğunun bulunduğu, performans kriterlerinin belirlenmediği ve davacıya tebliğ edilmediği,
haliyle verimsizlik iddiasının kanıtlanamadığı, ayrıca davacının fesihten önce yazılı savunmasının da alınmadığı dikkate alındığında davalı işverence yapılan feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle; toplanan deliller ve fesih sebebine göre işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığına, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna dair mahkemenin tespiti yerinde olup davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Mahkemece muvazaa kabul edilmesine rağmen, hüküm fıkrasında açıkça davacının davalı Üniversite işyerine işe iade edildiği yazılmamış; mali sonuçlardan da davalılar birlikte sorumlu tutulmamıştır.
Oysa, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı biçimde kurulması halinde işçi gerçek işveren işyerine iade edilmeli, ancak işçinin iş akdinin geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacaklarından (boşta geçen en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları ile birlikte işçinin süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat) muvazaalı işlemin tarafı olan gerçek veya tüzel kişi gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalıdır.
Muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ısrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle hakları halele uğratıldığı takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraftan zararının tazminini isteyebilir. Haksız fiil işleyen kimse uygun illiyet bağı çevresine giren bütün zararlardan sorumludur. Ayrıca muvazaa sebebiyle akdin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılan hallerde muvazaa ileri sürülemez.
Bu hukuki olgu karşısında davalılar arasında muvazaa bulunması nedeniyle davacının asıl işveren davalı üniversiteye işe iadesine, maddi sorumluluk açısından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, davalı Üniversite harçtan muaf olmasına rağmen başlangıçta alınan başvuru harcı ve peşin harçtan davalı şirket ile birlikte sorumlu tutulması da hatalı olmuştur.
Bu nedenlerle, davacının davalı üniversiteye iadesi hususu davalı şirketin, davalı şirketin işe iadenin mali sonuçlarından birlikte sorumlu tutulması ve davalı üniversitenin harçtan muaf tutulması hususları da davalı üniversitenin hak alanını ilgilendirdiğinden davalıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/4978, K. 2016/12118, 2 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama