KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2016/7199 E., 2016/12879 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının iş akdinin işverence feshinin haklı ve geçerli nedene dayanmadığını iddia ederek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesi ile 4857 sayılı İş Kanunun 21. maddesinde belirtilen haklara hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, bölge müdürü olarak çalışan davacının üstlenmiş olduğu görevin gerektirdiği performansın oldukça altında kalması ve uyarılara rağmen düzelme sağlanamaması nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının performansının yetersiz olması nedenine dayalı olarak iş akdinin feshedilmesine rağmen iş kanununun 19/2 maddesi gereğince savunmasının alınmadığı, davalı iş veren tarafından davacının performansının olumsuz olduğu yönünde herhangi bir kaydın ibraz edilemeyip cevap dilekçesinde davacının 2014 yılı nisan ayında jestiyon primi aldığının belirtildiği, davacının sorumlu olduğu grubun başaralı olması nedeni ile söz konusu primin verildiğinin anlaşılması ve davalı iş verenin ayrıca davacının performansının düşük olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine karar verilmiş, işe başlatılmama tazminatı davacı işçinin 6 aylık ücreti tutarında belirlenmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup; söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. (6356 sayılı yasa 25 ) maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir.
Anılan maddeye göre feshin sendikal nedene dayanması halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenmesi gerekir. Dairemizin uygulaması bu yöndedir.
Dairemiz yıllık ücretli izinle ilgili 53. maddedeki kıdem sürelerini dikkate alarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4 aylık, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5 aylık, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar da çıkmaktadır.
Dosya içeriğine göre Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetli olup davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak davacı işçinin davalıya ait işyerinde 23.08.2004 tarihinden itibaren çalıştığı ve kıdeminin 15 yılın altında olduğu, kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 6 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmamıştır. Bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti tutarında belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir. 4857 sayılı Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/7199, K. 2016/12879, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama