İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2021/2211 K.2022/7859

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.07.2009 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil veya tazminat; trafik kaydının iptali veya tazminat, ecrimisil ve alacak talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen…

Esas2021/2211Karar2022/7859Tarih20 Aralık 2022Okuma6 dk · 1.216 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2021/2211 E., 2022/7859 K.·İlk Derece

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Aralık 2022
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Mahkemesi
Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.216 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.07.2009 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil veya tazminat; trafik kaydının iptali veya tazminat, ecrimisil ve alacak talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.11.2016 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.11.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... ... .... Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.

Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ...’nin kardeş olduklarını, diğer davalının davalı ...’nin aile şirketi olduğunu, müvekkili ile davalının birlikte ticaret yaptıklarını, 2001 yılında davalının ve oğlunun ortaklığı sona erdirdiğini, dava konusu 118 parsel sayılı taşınmazı davalı ... ile birlikte satın almalarına rağmen taşınmazın davalı ... adına tescil edildiğini ve davalının taşınmazı 02.04.2009 tarihinde davalı şirkete satış adı altında devrettiğini belirterek, dava konusu taşınmazda davalı şirket adına kayıtlı ½ hissenin müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde rayiç değerinin tazminine;

müvekkili ve davalı ...’ye babalarından miras kalan taşınmazların müvekkilinin muvafakatinin olmamasına rağmen davalı ... tarafından kullanıldığını ileri sürerek de 6.000,00 TL ecrimisilin müvekkiline faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde ayrıca, müvekkili ile davalı ... tarafından birlikte edinildiğini beyan ederek bir kısım araca yönelik ve bir miktar döviz, altın ile buğday bedeline yönelik taleplerde bulunmuşsa da yargılama sıranda bu taleplerinden feragat etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın iddialarının yersiz olduğunu, davalı ... ile davacı arasında ortaklığın söz konusu olmadığını, dava konusu 118 parsel sayılı taşınmazın satın alınmasında davacının katkısının bulunmadığını, tarafların murislerinden kalan taşınmazlarda davacının hissesini icara vermek suretiyle kullandığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, dava hata ve hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ecrimisil ve alacak davası olarak nitelendirilerek davanın ispatlanamadığı ve davacının bir kısım taleplerinden feragat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davadaki istemin adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı tescil ve alacak olduğu belirtildikten sonra, davanın tekrar nitelendirmesi yapılarak iddianın ileri sürülüş biçimine göre uyuşmazlığın inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olduğu belirtilerek, davacının araçlar, döviz, altın ve buğday taleplerine ilişkin istemlerininden feragat ettiği, tapu iptali ve tescil, tazminat ve ecrimisile ilişkin davanın ise tanık anlatımlarıyla da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK md. 353/1-b-2 uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında, davanın reddine; araç, buğday bedeli ve dövize ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

Bölge adliye mahkemesi kararında yer alması gereken hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359 uncu maddesinin 1. fıkrasında belirtilmiştir.

Maddeye göre, “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk derece mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” bölge adliye mahkemesi kararında yer alması gereken zorunlu hususlardandır.

Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir” hükmü yer almaktadır.

Buna göre kararda, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince temyize konu kararda dava, hem adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı tescil ve alacak hem de inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat davası olarak nitelendirilmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi gereği hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdüğü maddi vakıalar ve talep sonuçları ile bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların hukuki nitelendirmeleriyle sınırlı olmaksızın, kanunları resen uygulayarak iddia ve savunmadaki talepleri karara bağlamakla yükümlüdür. Tabi olacakları kurallar ile etki ve sonuçlarının belirlenmesi yönünden, taraflarca dile getirilen taleplerin hukuki nitelendirmesi büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, birden çok hukuki sebebin bir arada incelenebilmesi, bunlardan birinin diğerinin incelenmesine hukuken olanak tanımasına bağlıdır.

Bu doğrultuda davaya konu uyuşmazlık bakımından öncelikle; inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davası ile adi ortaklığın tasfiyesinde ortaklardan birinin diğer ortağa ortaklık geliri ile alınmış bir malvarlığı değerinin mülkiyetini talep etmesine ilişkin davalarda ispat kurallarının açıklamasında yarar vardır.

İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa Hukuk Muhakemeleri Kanununun 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 Esas, 2015/2838 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)

Adi ortaklıkta ise, ortaklar kendi aralarında tasfiyeyi herhangi bir geçerlilik şekline tabi olmayan bir anlaşmayla gerçekleştirebilirler. Diğer taraftan, adi ortaklık sözleşmelerinde ortakların diğer sözleşmelerden farklı olarak emeklerini ve mallarını ortak bir amaç doğrultusunda birleştirmeleri nedeniyle, aralarında kurulan sıkı iş birliği ve güvenin, tasfiye işlemlerinde de gözardı edilmemesi gerekir.

Bu bağlamda, ortaklık geliri ile alınan (ortaklığın mal varlığına dahil olan) bir değerin; adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin protokol ile tasfiye amacıyla ortaklardan birine bırakılacağına dair kararlaştırmanın, diğer bir anlatımla ortaklardan birinin diğer ortağa ortaklık geliri ile alınmış mal varlığı değerinin mülkiyetini geçirme borcu altına girmesi (bu mal varlığı değerinin devri kanun gereğince resmi şekilde düzenleme şartına bağlı olsa bile) hukuken mümkün ve geçerli olup, resmi şekilde düzenleme şartının, ancak tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin katılım payı (sermaye) olarak ortaklığa konulması halinde aranması gerekir.

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.04.1991 tarih, 1991/13-76 E.-1991/199 K.)

Yapılan bu genel açıklamalardan anlaşıldığı üzere; uyuşmazlığın adi ortaklık ilişkisinden kaynaklandığının kabulü halinde uygulanacak hükümlerle, inanç ilişkisinden kaynaklandığının kabulü halinde uygulanacak hükümler ve bunların sonuçları birbirinden farklı olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359. maddesine aykırı olarak kararın gerekçesinde çelişki oluşturulması doğru görülmemiştir.

Bununla birlikte; Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekirken, hüküm fıkrasında, “karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında” ifadesinin kullanılması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verildiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazların kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2 nci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 20.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/2211, K. 2022/7859, 20 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2211
Karar No
2022/7859
Tarih
20 Aralık 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/2212 K.2022/12482
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/2214 K.2022/12489
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/2217 K.2022/12485
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2021/2224 K.2022/7864
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/2227 K.2022/12486
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2021/2228 K.2022/10288

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.