KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/1427 E., 2022/6011 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.004 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17/05/2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09/09/2021 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi asli müdahale talebinde bulunan vekili tarafından istenilmiştir.
Mahkemece 25/11/2021 tarihli ek karar ile asli müdahil talebinde bulunan vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş olup, bu ek kararın incelenmesi asli müdahil talebinde bulunan vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18/10/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... .... Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; davaya konu 91 parselin 1962-1963 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve 42 Nolu vergi kaydına dayanılarak davalıların murisi ... ... adına tespit edildiğini, tespite yapılan itiraz neticesinde taşınmazın, ... ...'in ... ...'a yapmış olduğu satış ve müteakip satışlar nedeniyle ... ... ve ... ... adına tesciline karar verildiğini, kararın Yargıtay 20.Hukuk Dairesi tarafından, tespit tarihinden sonra yapılan satışlara değer verilemeyeceği gerekçesi ile bozulduğunu, yargılama devam ederken ... ve ... ...'ın taşınmazı ... ...'e, ... ...'ün de vekil edenine sattığını,
vekil edeninin Kadastro Mahkemesi'ndeki davaya müdahil olmadığını, taşınmazın ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verildiğini, kararı Hazine ve vekil edeninin temyiz ettiğini, ancak vekil edeninin temyizinin, davaya katılmadığı için usul yönünden reddedildiğini, ... ... mirasçılarının 1967 yılından bu yana dava konusu taşınmaza hiçbir şekilde zilyet olmadıklarını, vekil edeninin eklemeli zilyetliğinin 1967 yılından bu yana devam ettiğini açıklayarak, davaya konu 91 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili ile davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece (ilk kararda), davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13/06/2017 tarih ve 2015/3281 Esas, 2017/8953 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına karşı davalılar vekilince karar düzletme isteminde bulunulmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.12.2018 tarihli ve 2017/14954 Esas, 2018/19719 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir.
Bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalılar vekili ve asli müdahale talebinde bulunan vekili tarafından temyiz etmiştir.
Mahkemece, 25/11/2021 tarihli ek karar ile asli müdahale talebinde bulunan vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar, asli müdahale talebinde bulunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, asli müdahale talebinde bulunan vekilinin temyiz talebi hakkında yerel mahkeme tarafından 25.11.2021 tarihli ek kararla, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de, yargılama aşamasında asli müdahale talebinde bulunulmuş olup, mahkemece bu talep hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Bu sebeple 25.11.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, hükmün asli müdahale talebinde bulunan yönünden de incelenmesine geçilmiştir.
Davacı, tespit sonrası tescil öncesi zaman dilimindeki satın alma ve zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma ... Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde de “Hukuki dinlenilme ...” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.
Yine taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir.
Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
Taraf sıfatı bu anlamda, defi değil itiraz niteliğinde olup, taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır.
Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 166/1. maddesi uyarınca; kural olarak aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar. HMK 166/4. maddesine göre davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı varsayılır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalı olarak gösterilen ...’in müteveffa ... ...’in mirasçıları arasına yer almamasına rağmen davada taraf olarak gösterildiği ve davalılardan ...’in 27.08.2016 tarihinde vefat etmesine rağmen (var ise) mirasçılarına husumet yöneltilmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca asli müdahale talebinde bulunan ... tarafından (aynı parselin bir kısmına yönelik) İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/44 Esası üzerinden tapu iptali ve tescil davası açıldığı görülmektedir. Bu durumda her iki davanın konusu ve tarafları bakımından aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan, davalardan biri hakkında verilecek karar diğerini etkileyeceğinden, iki davanın birlikte görülmesinde, gerek usûl ekonomisi ve gerekse birbirleriyle çelişkili kararların çıkmasının önlenmesi bakımından fayda bulunmaktadır.
O halde mahkemece; yargılama aşamasında vefat eden davalılardan ...’in mirasçılarının tespitine yönelik (davalılar vekilince açıldığı anlaşılan) İstanbul 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1009 Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorularak, mirasçılarının tespit edilmesi, (var ise) belirlenen mirasçılarının usulüne uygun olarak davaya dahil edildikten sonra taraf teşkilinin sağlanması,
davalılar arasında gösterilen ... hakkında taraf sıfatı yokluğu nedeni ile husumetten davanın reddine hükmedilmesi ve (18.12.2012 tarihinde açılan) İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/44 Esas sayılı dava dosyasında birleştirme kararı verilmesi durumunda deliller birlikte değerlendirileceğinden, (önceki bozma ilamı da baz alınarak) toplanmış ve/veya toplanacak delillere göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/1427, K. 2022/6011, 18 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama