KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/178 E., 2023/2482 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/198 E., 2021/1063 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/561 E., 2020/19 K.
Karar Metni
3.261 kelime·16 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/01/2020 tarihli, 2018/561 Esas - 2020/19 Karar sayılı kararının kaldırılmasına davanın kabulü ile; Muğla ili, Ula ilçesi, Kızılağaç Mahallesi, 278 ada 29 (eski 674) parsel sayılı taşınmazın İsmail oğlu ... adına kayıtlı 1/2 payı yönünden tapu kaydının iptali ile 1/4'er hisse oranında davacılar ..., ..., ... ve ... adlarına müşterek mülkiyet hükümlerine göre tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin ... tarafından davacıların murisi ...'na tapu harici satılarak zilyetliğinin devredildiğini beyanla ... adına kayıtlı 1/2 hissenin iptali ile davacılar adına kayıt ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/4'er hisse ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini,
2. Dava konusu taşınmazda davacıların malik sıfatıyla zilyetliklerinin olmadığını,
3. Taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi dosyasında davacı ...'nin ikrarının bulunduğunu,
4. TMK'nın 713/2 nci maddesi şartlarının oluşmadığını,
5. Tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, dava konusu taşınmazda davalılar murisi ... adına kayıtlı 1/2 payın dava konusu edilmesi nedeniyle, anılan 1/2 pay yönünden hüküm kurulması gerekirken, hükmün infazında çelişki yaratacak ve davacı ... adına kayıtlı 1/2 payı etkileyecek şekilde, taşınmazın tamamı üzerinden tapu iptali ve tescil hükmü kurulmasında;
2. Ayrıca bu tür davalarda, yerleşik Yargıtay kararları ile benimsendiği şekilde, hesaplanan karar ve ilâm harcının davacıdan alınmasına, davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, davalılar aleyhine harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile sair istinaf itirazlarının reddine, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b/2 ve 355 inc maddeleri uyarınca, Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.01.2020 tarih ve 2018/561 Esas, 2020/19 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile;
dava konusu taşınmazın İsmail oğlu ... adına kayıtlı 1/2 payı yönünden tapu kaydının iptali ile 1/4'er hisse oranında davacılar ..., ..., ... ve ... adlarına müşterek mülkiyet hükümlerine göre tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacıların sunduğu dilekçeler ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının ... adına olduğunu 1959 yılında öğrendiklerini beyan ettiklerini, mahkeme içi ikrar nteliğindeki bu beyanın kesin delil olduğunu, davacıların malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının oluşmadığını,
2. Davacıların bu zamana kadar dava açmadıklarını, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini,
3. Tanık dinletilmesine muvafakat edilmediğini, yazılı delil olmaksızın sadece tanık beyanıyla hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
4. Taşınmazın 1/2 payının davacılar tarafından kullanılmadığını,
5. TMK'nın 713/2 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, TMK’nın 713/2 nci fıkrasında yer alan “...maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nın 713/1 ve 2 nci fıkraları gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkraları .
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Bu davanın hukuki dayanağını teşkil eden 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "…ölmüş…" sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de.
Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu parselin, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihinden geriye doğru çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatı ile davacıların zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, davacıların bizzat 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinin olduğu, tapu kaydının dava tarihine kadar mirasçılara intikal görmediği davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞIOY
I- Dava konusu taşınmaz, tapuya kayıtlı olup ½ paya malik davalılar murisi dava tarihinden önce 1964 yılında ölmüş ise de, kanuni mirasçısı mevcut olup, davada kendilerine husumet yöneltilmiştir.
Tapuda kayıtlı bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilebilmesi için kanuni dayanağının olması ve kanunda öngörülen şartların zilyet yararına oluştuğunun mahkemece sabit görülmesi gerekir.
Bu davanın hukuki dayanağını teşkil eden 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan "…ölmüş…" sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ve bu hükmün yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.
Dava konusu olayla ilgili 4721 sayılı Kanunun 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ölmüş ise” sözcüğü Anayasa Mahkemesince iptal edilmesine rağmen iptal edilen hükmün, Kanunun aynı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” hükmü gerekçe yapılarak, derdest uyuşmazlıklara uygulanmasıyla ilgili sorunlar bulunmaktadır.
Bu meselenin çözümü için iki konunun açıklığa kavuşturulması gerekecektir.
1) Birinci husus, derdest davaların dayanağını oluşturan asıl hüküm iptal edilmiş olmasına rağmen, kanunun başka bir hükmüne dayanılarak Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükme geçerlik kazandırılarak uyuşmazlığın çözülüp çözülemeyeceğidir.
6100 sayılı HMK’nın 33 üncü maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu re'sen uygular.
1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi, bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak kanun maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifadeyle hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesi kesinleşen mahkeme kararları hariç, derdest uyuşmazlıkların Anayasaya aykırılığı tespit edilmiş olan kurallara göre görülüp çözümlenmesi Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine bağdaşmaz.
2) İkinci husus ise; dava konusu olaylara uygulanan 743 sayılı Kanunu Medeninin 639 uncu maddesiyle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713 üncü maddesi hükümleri aynı olmayıp, 743 sayılı Kanunda bulunmayan, 4721 sayılı Kanunla kabul edilen 713 üncü maddesinin beşinci fıkrasının geçmişe yürüyüp yürümeyeceğidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713 üncü maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” hükmü yeni bir hüküm olup, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden ilga edildiği 1 Ocak 2002 tarihine kadar yürürlükte bulunan konuyla ilgili 639 uncu maddesine ve Yargıtayın 04.12.1998 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına göre; Türk Kanunu Medenisinin 639 uncu maddesine dayanılarak kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmazların edinilmesine ilişkin tescil kararıyla yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığına, hâkimin kararının kurucu bir nitelik taşıdığına, bu kararın kesinleştiği tarihten ileriye yönelik olarak sonuç doğurduğuna ve mülkiyet hakkının bu kararların kesinleştiği anda kazanıldığına hükmedilmiştir.
4721 sayılı Kanunun 713 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” hükmü, ilk kez 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olup 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri değerlendirilmeden, bu hükmün 1 Ocak 2002 tarihinden önceki olaylara uygulanacağını varsaymak bile anılan bozma kararındaki eksik değerlendirmeleri göstermeye yetmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 8. Hukuk Dairesi kararlarında; 1 Ocak 2002 tarihinden önceki zilyetlik sürelerine, yürürlükte bulunmayan 4721 sayılı Kanunun 713 üncü maddesinin beşinci fıkra hükmü uygulanmış ve hatta 20 yıllık sürenin 2002 yılından önce dolduğu ve mülkiyetin beşinci fıkra gereğince kazanıldığı yönünde hatalı tespiti yapılarak, mülkiyet önceden kazanıldığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihinde verdiği iptal kararının geçmişe yürütülemeyeceği ifade edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/178, K. 2023/2482, 10 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama