KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/4641 E., 2023/6084 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/582 E., 2022/779 K.
- Karar
- Başvurunun kabulü, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/207 E., 2022/69 K.
Karar Metni
1.348 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Rize ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, 243 ada 9 parselde kayıtlı, 10 No.lu bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalının ise kardeşi ... 'ın eski eşi olup boşandıklarını, davacının taşınmazı satın aldığı 11.07.2016 tarihinden itibaren davalının burada haksız işgalci olarak kaldığını, aralarında yazılı bir kira sözleşmesinin olmadığını, davalının taşınmaza haksız müdahalesinin men-i'ne ve müvekkilinin uğramış olduğu zararların tazmini için 11.07.2016 tarihinden itibaren ecrimisil alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkil ile davacının erkek kardeşi ... 'ın evlilik birliği devam etmekteyken 05.11.2009 tarihinde davacı tarafından edinildiğini, ayrıca evlilik birliği devam ederken bu taşınmazın tarafların aile konutu olduğunu, dava dışı eşki eş ... adına tescil edilen taşınmazın müvekkilin kişisel birikimleri, altınları ve kalan kısmının da banka kredisi ile tamamlanarak alındığını, müvekkil tarafından ... 'a 26.04.2016 tarihinde boşanma davası açıldığı ve hemen ardından 10.05.2016 tarihinde taşınmazın ... 'ın yakın arkadaşı İsmail Şinoforoğlu'na,
ardından da 11.07.2016 tarihinde ... 'ın ağabeyi davacı ...'a temlik edildiğini, bu temliklerin mal kaçırmak amacı ile yapıldığını, davalı ile eski eşi arasında mal rejiminin tasfiyesi, katılma payı alacağı davasının halen Rize Aile Mahkemesinde 2017/155 Esas numaralı dosyası ile derdest olduğunu, davacı tarafın taşınmazı muvazaalı olarak edinmiş olduğu zamandan bu yana müvekkile ne sözlü, ne yazılı hiçbir şekilde bir uyarıda, konutu boşaltması için bir beyanda bulunmadığını, davalı ile davacının kardeşi arasında görülen boşanma davasının 11.04.2019 tarihinde kesinleştiğini, ecrimisil talep edebilmek için intifadan men koşulu oluşmadığını,
ecrimisil için örnek gösterilen kira bedelinin çok yüksek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, aile konutu niteliği taşıyan taşınmaz üzerinde sözleşme tarafı olmayan davalı eşin açık rızasını almayarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesinde öngörülen emredici hükme aykırı şekilde kendi lehine sözleşmeyi devraldığı ve sonrasında da işlem temeli geçersiz sözleşmeye bağlı olarak ecrimisil ve müdahalenin meni davası açtığı,
davacının yengesi olan davalı ile abisi arasındaki boşanma davası açıldıktan kısa bir zaman sonra dava konusu taşınmazın mülkiyetini edindiği dikkate alındığında 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesinin korumasından yararlanamayacağı, nitekim illilik prensibi gereğince asıl işlem olan taşınmaz satış sözleşmesinin devri işleminin baştan itibaren geçersiz olmasına bağlı olarak davacı adına yapılan tescilin de yolsuz tescil niteliğinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının müvekkili, kardeşi ve aile ile ilgili hiç bir hukuki bağı kalmadığını, müvekkilinin kardeşinin davalıya nafaka ödediğini, davalı müvekkilinin kardeşine karşı Rize Aile Mahkemesinde 2017/155 Esas sayılı davada mal rejiminden kaynaklanan alacak davası açtığını, davanın halen derdest olduğunu, bu davada dava konusu taşınmaz ile ilgili taşınmazın değerinin tespit edildiğini, bilirkişi raporunda 1/2 payının davalıya ödeneceğinin açıkça belirtildiğini,
davalının 12.07.2021 tarihinde Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/114 Esas sayılı tapu kaydının iptali ve eşi ... adına tesciline ilişkin dava açtığını, bu davanın derdest olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken açılmış olan mal rejiminden kaynaklı alacak davalarının ve tapu iptal davası sonuçlarının da beklenmeden gerekçede belirtilen şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın açmış olduğu Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 2021/114 Esas sayılı dava dosyasının işbu dava dosyasının açılmasından 1 yıl 4 ay sonra açıldığı, UYAP'tan yapılan sorgulamada tapu iptal ve tescil davasının dilekçeler aşamasında olduğu, kal talebi bulunmayan ve tapu iptal, tescil davasının henüz ön inceleme aşamasına dahi gelmemiş olması, dava kabul olsa bile davalının haksız işgalci sıfatının değişmeyecek olması nedeniyle açılan davanın bekletici mesele yapılmamasına, davacının dava konusu taşınmazın tek maliki olduğu,
davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,
davacının davalının boşandığı eski eşinin kardeşi olması ve taraflar arasındaki boşanma davası devam ederken davacının taşınmaza malik olduğu göz önüne alındığında davalı tarafın boşanma davası kesinleşmeden önceki kullanımında kötüniyetli olduğunun kabulünün Yargıtay kararlarına aykırılık oluşturacağından taraflar arasındaki boşanma davasının kesinleştiği tarih olan 11.04.2019 tarihi itibariyle davalı kadının kötüniyetli olarak kullanımından söz edilebileceğinden kesinleşme ile dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisil tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılarak davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne,
İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile.
Rize ili, Merkez ilçesi, Mermerdelen Mahallesi, 243 ada 9 parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 numaralı bağımsız bölüme davalı tarafından yapılan müdahelenin men'ine, 11.04.2019 - 31.12.2019 tarihleri arası dönem için 8.973,81 TL, 01.01.2020 - 22.06.2020 tarihleri arası dönem için 6.654,17 TL olmak üzere her dönem için ayrı ayrı tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte haksız işgal tazminatının (ecrimisil) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aile konutunun tapuda malik görünen eş tarafından devir ve diğer sınırlayıcı işlemlere konu edilmesi diğer eşin açık rızası halinde geçerli olacağından davacının kayıttan ve mülkiyetten doğan bir hakkının bulunmadığı, dava konusu taşınmaz hakkında açılan mal rejiminin tasfiyesi ve tapu iptal tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı meni müdahale ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir"
2. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
3. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/4641, K. 2023/6084, 7 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama