KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/4865 E., 2022/7561 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
714 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacaklı tarafından İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca ortaklığın giderilmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm davalı Hazine vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.
1) Bu Kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanun'un 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılmalıdır. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanun'un 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
2) Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanun'un 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Tebligat Kanunu'nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması ve bu hükme göre tebliğ edilmesi, yukarıda belirtilen hükümlere aykırı olduğundan ve muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından usulüne uygun değildir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 25. maddesinde yabancı memlekette tebligat usulü düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre “Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister.
Kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabilir. Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekâlet vasıtasıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da memuriyet havzası nazarı itibare alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir.
Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir."
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "İlanen tebligat" kenar başlıklı 28. maddesinde, "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır."
Yukarıdaki maddeler mucibinde "tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya işyeri de bulunmayan kimsenin adresi meçhul sayılır.
Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.
Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar" hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince,
1-Davalı ...'in "... Mahallesi, 1074.sokak No:4/3, Altındağ/Ankara" adresine çıkarılan dava dilekçesi tebligatı, birlikte yaşayan teyzesine tebliğ edilmiştir. Davalının bilinen en son adresi bu adresi olduğu halde mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği usulsüzdür. Adı geçene usulüne uygun gerekçeli kararın tebliği ile temyiz süresinin beklenmesi,
2-Davalılardan ... adına çıkarılan gerekçeli karar tebligatı, dosya arasında bulunmadığından temini ile gerekçeli karar tebliğ edilmemiş ise; tebliği ve temyiz süresinin beklenmesi,
3-Davalılardan ...'in yurt dışı adresine çıkarılan gerekçeli karar tebligatı, "adreste ikamet etmemesi" şerhi not düşülerek iade edildiğinden adı geçenin başkaca adresi olup olmadığı araştırılarak adresinin tespit edilememesi halinde ilanen tebligat yapılması,
4-Essen Başkonsolosluğunun 14.01.2021 tarihli üst yazısında, davalılardan ... in "Uhlandahler Str 334 42109 Wuppertal ...a Almanya" adresine çıkarılan gerekçeli karar tebligatı hakkında adı geçenin mavi kartlılar kütüğüne kayıtlı olması nedeniyle Bakanlık tarafından işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece evrak gereği işlem tesis edilmeden ilanen tebligat yapılmıştır.
Bu durumda öncelikle doğrudan Bakanlık vasıtasıyla tebligat için müzekkere yazılması, tebligat yapılamaması halinde idari yollardan muhatabın tebligata elverişli adresinin araştırılması, yeni adresinin tespit edilememesi ya da tespit edilen adresine de tebligat yapılamaması halinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi gereği yurt dışında ilanen tebligat yapılarak davalıya gerekçeli kararın tebliğinin sağlanması,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/4865, K. 2022/7561, 7 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama