KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/5273 E., 2023/6181 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/658 E., 2022/1015 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/505 E., 2021/30 K.
Karar Metni
1.744 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; tarafların 12.06.1993 tarihinde ölen ... 'ın oğulları ve mirasçıları olduğunu, muristen kalan 440 ada 2 parsel, eski kayıtlarda 263 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, yaklaşık 24 yıldır davalı tarafından turşucu dükkanı ve deposu olarak kullanıldığını, müvekkili tarafından kullanıma rıza gösterilmediğini, bedel ödenmediğini, diğer mirasçıların kullanımına müsaade edilmediği gibi bu yerin tamamında hak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL ecrimisil tazminatının 2.500,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, 7.500,00 TL'sinin ise ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 04.09.2018'den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, aşamada ecrimisil talebini artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, intifadan men koşulunun sağlanmadığını, taşınmaz üzerindeki yapının müvekkiline ait olup davacının sadece arsada ... bulunduğunu, davacının ticari işletmeye davacının ortak olacağının düşünülemeyeceğini, müvekkilinin oğlu Tayfun'un davacıya 05.11.2018 tarihinde Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ait üç aylık kira bedeli olarak 2.400,00 TL ödeme yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 15 parsel sayılı taşınmazda davacı ile davalının paydaş oldukları, davaya konu taşınmazın davalının kullanımında olduğu hususu ile paydaşlar arasında harici bir taksim veya fiili kullanım biçiminin oluşmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, çekişmeli taşınmazları dava ve öncesi tarihi itibarıyla davalının kullandığı ve davalının dava konusu taşınmazları kullandırılmadığı, davacının 4815/20420 payına davalının haklı ve geçerli bir neden bulunmaksızın müdahale ettiği, davalının müdahalesinin haksız olması sebebiyle davacıya yönelik ecrimisil ödemekle de yükümlü olduğu gerekçesiyle davalının el atmasının önlenmesine, 99.419,10 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazdaki binanın kendisi tarafından inşâ edildiğini, davacının kullanıma karşı çıkmadığını ve muvafakatı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, paydaşlığın giderilmesi davasının sonuçlanmasına rağmen satış yoluna gidilmemesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, faiş miktarda ecrimisile hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın tamamı üzerinde yapı olup davalı tarafından turşu satış yeri ve deposu olarak kullanıldığı, taşınmazda davacının kullanabileceği bir alan bulunmadığı, davalının kullanımının davacı tarafın da iddiasına göre uzun yıllara sari olup uzun süreli kullanıma zımnen muvafakat edildiği,
taşınmaz davalı tarafından bizzat iş yeri olarak kullanılmakla ve işletmenin murise ait bir işletme olduğu yönünde iddia da bulunmamakla intifadan men şartının sağlanmış olması gerektiği, davacı ve dava dışı iki paydaş tarafından davalı aleyhine açılan ortaklığın giderilmesi davasında davalıya dava dilekçesinin 21.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği,
bu tarihte muvafakatin geri alındığı ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği, davacı tarafın payına vaki el atmanın önlenmesini talep edebileceği, davalının taşınmaz üzerindeki yapıda şahsi ... bulunduğunu, ancak arsa üzerinden ecrimisil hesabı yapılacağını savunduğu anlaşılmakta ise de yapı arza tâbi olup muhdesatın davalıya aidiyeti yönünde bir karar bulunmadığı,
intifadan men şartının sağlandığı tarih ile dava tarihi arası dönem için ecrimisil talep edilebileceği, davalı tarafından ihtarname tebliğ tarihi sonrası talebe konu dönemde yapılan ödemenin infazda mahsubu gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; intifadan men husususunun her türlü delille ispatlanabileceğini, tanık deliline dayanmış olmalarına karşın tanık dinlenmeden karar verildiğini, taleplerini tümü için kabul kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca ecrimisil hesabında da hata yapıldığını, miras paylarının tamamı üzerinden ecrimisil hesaplamasının eksik yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ecrimisil yönünden temyize başvurulamayacağını, kararın kesin nitelikte olduğunu, binayı davalının yaptığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere ecrimisil; malikin, kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatıdır.
2. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.
Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
3. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır.
Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması hâlleridir.
Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali hâlinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
4. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hâllerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
5. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilâmı).
6. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
7. Savunma ... Anayasa'mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36 ıncı maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
8. İddia ve savunma ..., 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27 nci maddesiyle usul hukukumuza yansıtılmıştır.
9. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat ..."nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
10. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme ...” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme ... tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme ..., adil yargılanma ... içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma ... ya da iddia ve savunma ... da denilmektedir.
Ancak, hukukî dinlenilme ..., bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
11. Bu kapsamda hukuki dinlenilme ..., bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme ..., yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar.
Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma ... da hukuki güvenceye bağlanmaktadır.
Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma ... tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma ..., tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241 inci maddesine göre mahkemelerin tanıkları dinlemeden, delilleri toplamadan hüküm tesis etme yetkisi bulunmamaktadır. Mahkemelerce, taraflarca bildirilen tanıklar dinlenmeden, deliller toplanmadan karar verilmesi açıkça hukuki dinlenilme hakkının ihlâli niteliğinde olduğu tartışmasızdır.
3. Değerlendirme Somut olayda; davacı tarafın dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı, tanık isimlerini dava dilekçesinde belirttiği, dava sürecinde tanık delilinden vazgeçtiği yönünde bir açıklamada bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davacının tanık listesinde bildirmiş olduğu tanıklar usulüne uygun olarak çağrılarak, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna uygun olarak karar verilmesi gerekirken hukuki dinlenilme ... ihlâl edilecek şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5273, K. 2023/6181, 13 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama