KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2022/6305 E., 2023/6194 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1190 E., 2022/1490 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/757 E., 2022/1 K.
Karar Metni
972 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının dava konusu taşınmazı birlikte satın aldıklarını davalı ...'ın hisseli satış yapılamadığı için gayrımenkulun tapusunu üzerine almak zorunda kaldığını söylediğini, tapu işlemleri sonrasında 04.08.1997 tarihinde gayrımenkulun tapu fotokopisi üzerine bu gayrimenkulün yarısının müvekkiline ait olduğuna ilişkin kendi el yazısı ve imzası olan yazılı belgeyi verdiğini ve Kırklareli ....
Noterliğinin 04.08.1997 tarih 4319 yevmiye numaralı, dava konusu gayrimenkulün 1/2 hissesini istediği kişiye satabilmesi vs her türlü yetkiyi kapsayan vekaletname ile müvekkili vekil atadığını, müvekkilinin alındığı tarihten bu yana da bu gayrımenkulde bizzat çalışmış burayı bakımlı bir bağ haline getirdiğini ileri sürerek taşınmazın ½ payının tapu iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu iptali ve tescil talebinin adi yazılı bir belgeye dayandırılarak hüküm altına alınamayacağını,söz konusu yazının orijinal halini görmediklerinden bu belge altındaki imzanın taraflarına ait olup olmadığına dair itiraz haklarının saklı kalacağını, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden de reddi gerektiğini, diğer yandan müvekkili ile davacı arasındaki abi kardeş ilişkisi nedeniyle ve müvekkilinin uzun aralıklarla yurt dışında bulunması nedeniyle, güvenilir olduğunu düşündüğü kardeşine dava konusu bahçeyi emanet ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fotokopi şeklindeki tapu belgesi üzerine davalı yanın el imzası ve imzasının bulunduğu ve cevap dilekçesinde bunun kabul edildiği üzere. "Bağın yarısını Ağabeyim ...'ya devrettim.
4-8-1997 ... imza" yer aldığı davalı yanın vekili aracılığı ile verdiği cevap dilekçesinde de bu hususu kabul ettiği, dinlenen tanıklardan ..., ... ..., ..., ... beyanlarında özetle, davacı ve davalının taşınmazı ortak iradeleri ile ve tutarı ½ oranında paylaşmak suretiyle satın aldıkları, tapuya tescil aşamasında yalnızca davalı ... adına tescil yapıldığı ancak devirden itibaren taşınmazın bakımıyla yoğun ilgi ve özenle davacı ...’nın ilgilendiği anlaşılmakla davanın kabulüne, davalı adına kayıt ve tescilli tam hissesinin 1/2 oranındaki hisse payının iptali ile taşınmazın 1/2'lik hisse payının davacı adına tapuda kayıt ve tesciline,
kalan 1/2'lik hisse payının davalı uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; somut olayda inançlı işlemin uygulanma alanı bulunmadığını, 1997 Ağustos ayında yaptığı sözde devir işlemini taşınmaza kardeşinin bakması için bu şekilde yapıldığını, inançlı işlemin ya da inanç sözleşmesinin varlığının mutlaka davacının inançlı işleme yönelik iddiasını tarafların imzasını içeren ve en geç işlem tarihinde düzenlenmiş yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapu fotokopisi üzerine davalının imzasını içeren "Bağın yarısını ağabeyim ...'ya devrettim" beyanının bulunduğu, belirtilen şekilde ibarenin inanç sözleşmesinin tüm unsurlarını içermediği hususunun haklı olduğu, ne var ki İBBK uyarınca imza inkarı olmayan bu beyanı içeren belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, dinlenen tanıklardan ... ve Sacide Düz'ün anlatımlarında açıkça taşınmazın davalı ve davacı tarafından ortak alındığının ifade edildiği ve yazılı delil başlangıcının bu beyanlarla desteklendiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.
4. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6305, K. 2023/6194, 13 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama