KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/3828 E., 2023/6406 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2023
- Ahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/222 E., 2022/605 K.
- Karar
- Asıl davada ecrimisil talebi yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, asıl ve birleştirilen davalarda el atmanın önlenmesi ve kâl taleplerinin kabulüne
Karar Metni
1.218 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil; birleştirilen davada ise el atmanın önlenmesi, kâl ve bedel istenmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada ecrimisil talebi yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, asıl ve birleştirilen davalarda el atmanın önlenmesi ve kâl taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılardan İlyas tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; maliki olduğu 813 ada 2 parsel sayılı taşınmaza bitişik taşınmaz olan 1 parsel sayılı taşınmazda inşa edilen yapının taşkın olduğunu ileri sürerek davalıların el atmasının önlenmesine, taşkın kısmın yıkılmasına ve ecrimisile, yıkım fahiş zarar doğuracaksa bedeli karşılığında taşkın kısmın mülkiyetinin davalılar adına tesciline karar verilmesini istemiş, birleştirilen davada yıkım isteğini genişleterek 10 m² alanın daha yıkılmasına karar verilmesini istemiş, ecrimisil isteğini atiye bırakmıştır.
II. CEVAP
Davalılar, binanın yıkılması halinde büyük zararlarının doğacağını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, ecrimisil isteği ile ilgili talep atiye bırakıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: "...dava konusu olan yapının imar uygulaması sonucu davacı taşınmazına taşkınlığının ortaya çıktığının sabit olduğu, taşkın yapı bedeli davacıya depo ettirilmek suretiyle el atmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi, tecavüzlü durumun davalıların iradesi dışında kamusal tasarruf ile oluştuğu dikkate alınarak davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulü ile 2,54 m²'lik kısma davalıların el atmanın önlenmesine, taşkın kısmın yıkılmasına, depo edilen 5.994,00 TL'nin davalılara ödenmesine, ecrimisille ilgili olarak karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davalılarca temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
4. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye yeterli olmadığı, her ne kadar bozma ilamı doğrultusunda taşkınlığın imar uygulaması sonucu oluştuğu tespit edilerek bedel depo edilmiş ise de yapının taşkın kısmının yıkılması durumunda tüm binanın mı yıkılacağı veya yıkım sonucunda yapının statik durumunun ne şekilde etkileneceğinin tespit edilmeden sonuca gidildiği, mahallinde keşif yapılarak, taşkın kısmın yıkılması durumunda binanın tamamının mı yıkılacağı yoksa taşkın kısmın ayrı olarak yıkılmasının mümkün olup olmadığı yönünde bilirkişiden ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması,
yıkım sonucunda binanın statik durumunun bundan ne şekilde etkileneceğinin saptanması, binanın tümünün yıkılması gerekiyorsa tüm binanın değeri, aksi takdirde yıkılacak kısmın değerinin depo edilmesi gerektiğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik bilirkişi raporu ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı;
kabule göre de davacının terditli istekte bulunduğu gözetilerek bedeli karşılığında taşkın arazi parçasının davalılar adına tescili isteği tartışılıp değerlendirilerek bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilerek karar verilmiş olmasının da doğru olmadığı…” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 30.11.2022 tarihli ve 2020/222 E., 2022/605 K. sayılı kararıyla; davalıların kayden maliki oldukları 2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın imar uygulaması sonucu davacı taşınmazına taşkın duruma geldiği, dava konusu olan 813 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların öncesini oluşturan 1311 parsel sayılı kadastral parselde davacı ile davalılar ile bir kısım davalıların miras bırakanı paydaş iken Bakırköy Belediye Encümeninin 06.11.1989 tarih 7236 sayılı kararı ile 3290 ve 2981 sayılı Yasa'sının 10/c md. gereğince söz konusu taşınmazı da kapsar alanın imar şuyulandırılmasına tabi tutulduğu ve imar parsellerinin oluştuğu,
813 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısım davalılar ve davalıların mirasbırakanı, 813 ada 2 parselin ise davacı adına tescil edildiği, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve krokisine göre de 813 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki yapının (A) harfiyle gösterilen 2,54 metrekarelik bölümünün 813 ada 2 parsel sayılı taşınmaza taşkın olduğu, imar öncesi kadastral parselde hak sahibi olan davalı ...'un anılan taşınmazda yapısının bulunduğu,
taşkın kısmın ayrı olarak yıkılmasının fahiş zarar doğuracağı ve deprem açısından risk taşıdığı bilirkişi kurulunca belirlenmiş olmakla binanın tümünün yıkımının gerekmesi nedeniyle binanın değerinin davacıya depo ettirildiği ve davacıların yıkım talebinde ısrarlı olmaları ve bilirkişinin belirlediği bina yapı bedelini yatırmaya hazır olduklarını beyan ettikleri gerekçesiyle, asıl ve birleştirilen davada el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin kabulüne, asıl davada ecrimisil isteği hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan İlyas temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılardan ... temyiz dilekçesinde özetle; taşkınlığın kendilerince meydana getirilmediğini, iyiniyetli olduklarını, davacı tarafın anlaşmaya yanaşmadığını, bina bedelinin kabul edilemez olduğunu, günümüz şartlarında bu bedelle altı katlı bir binanın yapılamayacağını, taşkın kısmın değerinin belirlenip ödenmesi için Mahkemece imkan verilmediğini, davacının 20 metrekarelik bir alanı olduğunu, buna 2,54 metrekarenin daha eklenmesinin bir faydası olmadığını, bu alana bina yapılamayacağını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, asıl ve birleştirilen davalar el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf ... üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.’nın 684 üncü maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parselinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedellerin ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davacı açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
2. Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü “özel yasa” ile kısıtlanmıştır. 3. Gerçekten, bir kimse kendisine veya Yasa'nın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılmaz. İşte bu nedenle yukarıda denildiği gibi imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu doğmaktadır.
3. Değerlendirme
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıya ait taşınmaza yönelik el atmanın imar uygulaması neticesinde meydana geldiği, tecavüzlü durumun davalıların iradesi dışında, kamusal tasarruf ile oluştuğu, Mahkemece verilen ilk hükme yönelik temyiz incelemesinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.02.2015 tarihli ve 2015/1514 E., 2015/2381 K. sayılı bozma kararında belirtildiği gibi tecavüzlü yapı bedelinin davacı tarafından depo edilmesi gerektiği açıktır.
Bunun yanında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince imar uygulaması ile taşkın hale gelen yapının maliklerinin gerçek zararlarının tazmini gerekmektedir. Bu sebeplerle uzman bilirkişi heyetinden, karar tarihine yakın bir tarihte alınacak bilirkişi raporuyla, davalılara ödenecek bedel belirlenmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalılardan İlyas'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3828, K. 2023/6406, 20 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama