KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/39 E., 2024/525 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/2772 E., 2022/1654 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Besni 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/2 E., 2019/176 K.
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki TMK'nın 713/2 nci maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Besni ilçesi, ... Mahallesi, 228 ada 9 parselde bulunan taşınmazın 1/2 hissesinin ölümünden en az 25-30 yıl önceden beri müvekkilinin babası ... , onun ölümünden sonra da müvekkili tarafından zilyet olarak kullanıldığını ve halen de kullanılmaya devam edildiğini, taşınmazın tapuda "Küçük ... oğlu ..." isimli gerçekte var olmayan birinin adına kayıtlı olması nedeniyle taşınmazın 1/2 hissesinin TMK'nın 713/2 nci maddesi gereğince müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kolluk tarafından yapılan 25.01.2016 tarihli araştırma tutanağında küçük ... oğlu ... ağa isminde birini tanıyan kimseye rastlanılmadığı; ancak ... isminde birinin olduğu ve 8 yıl önce vefat ettiğinin tespit edildiği, mahallinde dinlenen tanıklardan ... ve ... 'un "... " isminde birinin olduğunu bildiklerini ve eskiden taşınmazı kullandığını beyan ettikleri, 05.11.1990 tarihli kadastro tutanağında açıkça "... oğlu ..." adına taşınmazın 1/2 payının kaydedildiği anlaşıldığından,
TMK'nın 713 üncü maddesi ve konu ile ilgili içtihatlar dikkate alındığında "Kayıt malikinin, tanınmıyor, hatırlanmıyor olması, adresinin tespit edilememesi, tebligat yapılamaması, uzun yıllar önce taşınmış ya da ölmüş olması,
mirasçılarının belirlenememesi gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez." görüşü uyarınca mahallinde dinlenen tanıkların ... isminde birinin kullandığına dair beyanları ve kadastro tutanağı düzenlenirken 1/2 pay malikinin adının açıkça belirtildiği dikkate alınarak kanundaki “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” koşulunun oluşmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tanıkların tapuda ismi yazılı olan "küçük ... oğlu ..." isimli birini tanımadıklarını açıkça belirttiklerini ve ... isimli kişinin, Küçük ... oğlu ... isimli kişi olduğuna dair bir beyanlarının da olmadığını, TMK'nın 713 üncü maddesi gereğince kanunun aradığı şartların gerçekleştiğini, davaya konu taşınmazın 1/2 hissesinin çok eski tarihlerden bu yana müvekkilinin babası ve onun ölümünün akabinde müvekkili tarafından kesintisiz ve aralıksız kullanıldığının ispatlandığını,
dava açılırken ve dava süresince yapılan kolluk araştırmaları (en az 3 defa) neticesinde Küçük ... oğlu ... isimli bir kişinin gerçekte var olmadığının, böyle bir kişiye rastlanılmadığının tespit edildiğini, Besni Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/308 Esas ve 2018/360 Karar sayılı kararı ile "...yapılan tüm kolluk ve nüfus araştırmalara rağmen muris Küçük ... oğlu ...'nın kaydına rastlanmadığından veraset belgesi istemine dair davanın reddine." karar verildiğini, Mahkemece, kanunun gereği olarak yaptırılan ilandan sonra da herhangi bir itiraz olmadığını belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını,
davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmaza ait kadastro tutanağı incelendiğinde, kayıt maliki Küçük ... oğlu ... adına tespitin eski tapu kaydına dayalı olarak yapıldığı, kadastro tutanağından davaya konu taşınmazın kayıt maliki ...'nın baba adının küçük ... olarak belli olduğu, edinme sebebinin ayrıntılı olarak (eski tapu kaydı) ifade edildiği, ayrıca dinlenen tanıklardan ... ve ...'in de taşınmazın evveliyatının Vakkas isimli birine ait olduğunu beyan ettiği, dolayısıyla kayıt malikinin kanunun amaçladığı anlamda bilinen ve yaşamış kişi olduğunun kabulünün gerektiği anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde mevcut sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TMK'nın 713 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmünde yer alan tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Olağanüstü Zamanaşımı” kenar başlıklı 713/1 inci maddesi hükmüne göre; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir."
Aynı maddenin 2. fıkrasında, "Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/39, K. 2024/525, 25 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama