KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/4103 E., 2024/4210 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/313 E., 2023/1283 K.
- Davacılar
- ... vd. vekilleri Avukat ... vd.
- Dava tarihi
- 28.11.2017
- Karar
- Başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine, alacak talebinin kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/579 E., 2019/120 K.
Karar Metni
1.332 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil terditli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine, alacak talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine, alacak talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşma talebiyle temyiz eden davacılar adına Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 120 ada, 13 parselin ifrazı sonucunda oluşan 120 ada 42 parselin, davalının muris... tarafından parça parça harici satım sözleşmeleri ile davacılara satıldığını, taşınmazın bedelinin davacılar tarafından davalının mirasbırakanı Mehmet Biliroğlu'na ödendiğini, zilyetliğinin teslim edildiğini, durumun kadastro kayıtları ile de sabit olduğunu, o dönemde taşınmazın paylara bölünerek satılmasının mümkün olmaması nedeni ile davacılara satılan bölümlerin ...mirasçıları adına tescil edildiğini belirterek taşınmazın davacılar adına tescilini,
aksi halde terditli olarak davacılar tarafından yapılan yapıların değerinin taşınmazın değerinden fazla olduğundan 4721 sayılı TMK'nın 724 üncü maddesi ...ınca taşınmazın davacılar adına tescilini, bu talebin de kabul edilmemesi halinde dava konusu taşınmazın güncel bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, harici satış sözleşmelerinin kadastro tespitinden önceki bir tarihte yapıldığı ve davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle tescil talebinin reddine; TMK 724 gereği tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescili talebinin ise taşınmazın değerinin üzerindeki yapıların değerinden daha yüksek olması nedeniyle reddine; davacıların terditli son talebi olan alacak yönünden ise; taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli olan 1.740.000,00 TL'nin davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kadastro Kanununda yer alan hak düşürücü sürenin davada uygulanamayacağını, zira kadastro öncesi tarihte yapılmış olsa da sözleşmelerin 2011 yılında ifa olanağını kazandığını, yine yapının taşınmazın bir kısmı üzerinde yer aldığını, yapının üzerinde bulunduğu taşınmaz parçasının ana taşınmazdan ifraz edilerek davacılar adına tescilinin mümkün olduğunu, bu halde yapının değerinin yüksek olacağının açık olduğunu, bu nedenle taşınmazın ifraz edilerek yapıların üzerinde bulunduğu taşınmazların tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tapu iptal ve tescil isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı; temliken tescil talepleri yönünden davacıların iyiniyetli olmadıkları gerekçesiyle redddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca her bir davacının hak ettiği alacak miktarının hükümde ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davacıların tapu iptal ve tescil istemlerinin reddine, davacıların alacak istemlerinin kabulüne,
1.500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine, 150.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, 90.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili istinaf sebeplerine ek olarak davacıların haklı bir nedene dayalı olarak ev yaptıklarını bu nedenle iyiniyetli olduklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro tutanağına aktarılan harici satım sözleşmelerinden kaynaklı tapu iptal ve tescil, terditli TMK'nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasına dayalı tapu iptal ve tescil, terditli TMK'nın 724 üncü maddesine dayalı temliken tescil ve terditli alacak istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713, 724 üncü maddeleri.
3.3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." denilmiştir.
2. Kadastroya dayanılarak yapılan planlar, kesinleşen tutanaklar ve bunlara dayalı yapılan tesciller, resmi senet niteliğinde olup Kanunun 10 yıllık süre içerisinde açılacak davalar ile bunların aksini kanıtlama olanağı tanımıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, 10 yıllık süre içerisinde açılacak davada davacının mutlaka kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanması zorunludur. Diğer bir anlatımla, davacı kadastrodan önceki bir hakka dayanmalıdır. Kanunda düzenlenen sürenin hak düşürücü süre olduğu ve mahkemece re'sen nazara alınması gerektiği de ayrıca belirtilmelidir.
3. Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; davacılar ile davalıların muris... arasında düzenlenen 24.03.1987, 03.02.1989, 04.04.1989 ve 04.09.1989 tarihli harici satım sözleşmeleri ile davaya konu (evveliyatı 120 ada 13 parsel sayılı) taşınmazın parça parça davacılara satıldığı, taşınmazın davacılar tarafından yapı yapmak suretiyle kullanıldığı, davaya konu taşınmazda 28.09.1994 tarihinde kadastro tespitinin yapıldığı, kadastro tutanağına davaya konu sözleşmelerin işlendiği, yine tutanağın edinme sebebi kısmına, davacıların yapılan sözleşmeler ile taşınmazı kullandıkları, davacılar tarafından taşınmaz üzerine ev yapıldığı,
davalının muris... tarafından yapılan ifrazen satış işlemlerinin 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesinin son fıkrası ve 42 nci maddelerinde açıklandığı üzere arsa ve parsellerin hisselere ayrılarak yapılan satış işlemlerinin yasaklandığı ve bu nedenle ifrazen satışların dikkate alınmadığı ve taşınmazın ...mirasçıları olan ... ve ... adına tescil edildiği, davacılara ait muhdesat bilgilerinin beyanlar hanesinde gösterildiğinin yazılı olduğu anlaşılmıştır.
4. Dosya kapsamındaki tapu kayıtları incelendiğinde, 120 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ifrazının mümkün olması ile 14.12.2011 tarihinde ...mirasçıları ... ve ... arasında yapılan rızai taksim sonucu 120 ada 42 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tescil edildiği, yenileme çalışmaları neticesinde ada ve parsel numaralarının değiştiği, sözleşmelere konu taşınmazın 167 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğu anlaşılmıştır.
5. Mahkemece, davacılar ve davalılar arasındaki harici sözleşmelerin kadastro tespitinden önceki tarihte yapıldığı, davacılar tarafından kadastro tespitinden önceki hukuki sebebe dayalı olarak tapu iptal ve tescil talep edildiği, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle davacıların tapu iptal ve tescil taleplerinin reddedildiği anlaşılmıştır.
Ne var ki, davacılar tarafından kadastro tespitinin hatalı olduğu belirtilmek suretiyle tapu iptal ve tescil davasının açılmadığı, diğer bir anlatımla kadastro öncesi hakka dayanılarak tapu iptal ve tescilin talep edilmediği, aksine davaya konu sözleşmelerin yapıldığı ve davacıların taşınmazdaki kullanımının belirlendiği, taşınmazların ifrazının mümkün olmaması nedeniyle infaz edilemediğinin yazıldığı kadastro kayıtlarının doğruluğuna dayanılarak tapu iptal ve tescil davasının açıldığı görülmektedir.
6. Bundan ayrı, satış vaadine konu taşınmazın ifa olanağının doğmasından sonra taşınmazın alıcı adına tescilinin istenilebileceği, başka bir anlatımla ifa olanağının taşınmazın ifraz edilebilir hale geldikten sonra doğacağı, eldeki davada satışa konu taşınmazın ifa olanağının 10 yıllık hak düşürücü süre içinde doğmamasının, sözleşmenin kadastro tespitinden önce düzenlenmesi sebebiyle davanın reddini gerektirmeyeceği, aksini düşünmenin hakkın kötüye kullanımına yol açacağı, burada sözleşmenin düzenlendiği tarihin değil hakkın istenebileceği tarihin nazara alınması gerektiği,
davacıların kadastro öncesi nedene dayanmayıp kadastro sonrası doğacak hak için dava açtıkları da göz önüne alındığında somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması olanağı da bulunmamaktadır.
7. Mahkemece açıklanan tüm bun yönler gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Yukarıda V.C.3.1 ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4103, K. 2024/4210, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama