KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/5142 E., 2024/384 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/60 E., 2023/467 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi
Karar Metni
1.254 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat, el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, davalı vekilinin duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacıya ait 281 ada 44 parsel sayılı taşınmazın bitişiğindeki parselde bina yaparken davacı taşınmazından hafriyat aldığını, davacının bütün uyarılarına karşın davalının gereken önlemleri almaması nedeni ile dava konusu parselde kayma ve kopmaların oluştuğunu, müvekkile ait ağaçların zarar gördüğünü, taşınmazın anayolla bağlantısının güçleştiğini ve değerinin azaldığını belirterek, zarar nedeniyle oluşan tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının müdahalesinin men'ine, meydana gelebilecek zararların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin inşaatı iyiniyetle yaptığını, davacının talep ettiği eski hale getirme bedelinin zarar gören kısmın satış bedelinden daha yüksek olduğunu belirterek, öncelikle davanın reddini savunmuş, mahkemenin aksi kanaatte varacak olması halinde ise taşınmazın kopan kısmının satış bedelini ödemek suretiyle davacı adına olan tapu kaydının iptaliyle, davalı adına tescil edilmesi şartıyla müvekkilin bu bedeli ödemeyi kabul ettiğini belirtmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.02.2016 tarihli ve 2013/194 Esas, 2016/73 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile davalının yapmış olduğu müdahalenin men'ine ve tazminata hükmedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Yargıtay Bozma Kararı
Hükmün, taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2018/5740 Esas, 2019/8136 Karar sayılı ilamıyla "... Mahkemece, davalının davacıya ait taşınmaza yönelik artık bir müdahalesinin olmadığı gözetilmeksizin davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, taşınmazın zarar gören 1.084,17 m²'lik kısmının değeri olan 40.225,23 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğine göre TMK’nın 738/2 nci maddesinin atıfta bulunduğu TMK 725 inci maddesi de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, davacıya ait 281 ada 44 parsel sayılı taşınmazın 1.084,17 m²’lik kısmının ifrazının mümkün olup olmadığı araştırılarak davalı adına tesciline karar verilmesi gerekir....bunun yanında dava dilekçesinde meydana gelebilecek zararların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması da talep edilmesine rağmen bu konuda bir hüküm kurulmaması da doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Karar Düzeltme
Yukarıda (IV.A) bendinde belirtilen onama ilamına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.12.2020 tarihli, 2020/1363 Esas, 2020/8806 Karar sayılı ilamı ile bozma ilamındaki gerekçe değiştirilerek "...mahkemece taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak meydana gelen toprak kayması nedeni ile taşınmazın zarar gören kısmının ıslah yoluyla tarım faaliyeti yapılacak hale getirilip getirilemeyeceği ve maliyeti tespit edilmelidir.
Toprak kaymasından zarar gören kısmın hiçbir zaman tarımsal faaliyet yapılamayacak hale geldiğinin veya eski hale getirme bedelinin taşınmazın zarar gören kısmının değeri kadar ya da daha yüksek olduğunun tespiti halinde, Dairemizin 03.12.2019 gün ve 2018/5740 Esas ve 2019/8136 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi TMK’nın 738/2 nci maddesinin atıfta bulunduğu TMK'nın 725 inci maddesi de göz önünde bulundurularak zarar gören kısmın ana taşınmazdan ifraz edilip edilemeyeceği araştırılarak, oluşan zarar karşılığı davalı adına tesciline hükmedilmelidir.
Söz konusu yerde ıslah yoluyla yeniden tarımsal faaliyet yapılabileceğinin ve eski hale getirme bedelinin zarar gören kısmın değerinden daha düşük olduğunun belirlenmesi halinde ise, bu kez eski hale getirme bedelinin ve yoksun kalınan süre içerisinde üretim yapılmamasından kaynaklı zararın belirlenerek hüküm altına alınması gerekmektedir...." gerekçesiyle "...karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 03.12.2019 gün ve 2018/5740 Esas, 2019/8136 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün yukarıda belirtilen gerekçelerle..." bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 20.06.2023 tarihli ve 2021/60 Esas, 2023/467 Karar sayılı Kararı ile bozmaya uyularak yapılan inceleme ve araştırma sonucu;
"...1. Davanın kısmen kabulü ile dava konusu 281 ada 44 parsel sayılı taşınmazın 31.10.2022 tarihli harita bilirkişi raporunda "A" harfiyle gösterilen 1.083,56-m²lik risk altındaki kısmına yönelik oluşan riskin önlenmesi amacıyla,.... inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 29.05.2023 tarihli ek bilirkişi raporu ve ekinde belirtilen özelliklere haiz istinat duvarının davalı tarafça yaptırılmasına... hükmün infazında 2004 sayılı İİK'nın 30 uncu madde hükümlerinin uygulanmasına,...
2. Eski hale getirme tazminat bedeli olan 79.784,04 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3. Üretim yapılamamasından kaynaklı tazminat bedeli olan 605,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4. Müdahalenin men'i talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda (IV.C) bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne kararı verilmesinin doğru ve yerinde olduğunu ancak kısmen red kararı verilmesi ile tazminatlar yönünden zararın meydana geldiği tarihten itibaren faize karar verilmemesinin hatalı olduğunu, zararın meydana geldiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, üretim yapılamamasından kaynaklanan tazminat olarak 605,25 TL’na hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, bu tazminatın 10.820,02 TL olarak belirlenmesi gerektiğini, bu yönde usuli kazanılmış hakkın oluştuğunu, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, hükmün bu yönleri ile düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında kazı çalışması ile toprak kayması arasında illiyet bağının varlığının ortaya konulmadığını, kararın 3 numaralı bendinde müvekkil aleyhine 79.784,04 TL eski hale getirme tazminatına hükmedildiğini, buna ek olarak yine kararın 1 numaralı bendinde "davalının istinat duvarı yaptırmasına,
bedelin icra aşamasında tespit edilmesine" şeklinde hüküm kurulduğunu, bu hükmün mükerrer sorumluluk oluşturduğunu, tüm bu parasal değerler bir araya getirildiğinde müvekkilin karşı karşıya kaldığı tazminat miktarının taşınmaz değerini aştığını ve taşınmazın ilgili kısmının müvekkil adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, müvekkil tarafından yapılan diğer duvarın inşasından sonra dava konusu taşınmazdaki toprak kaymalarının tamamen kesildiğini, hükümde belirtilen duvara gerek olmadığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat, men'i müdahale ve eski hale getirme isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 683, 725, 730, 737, 738, 750, 751 ve 767 nci maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
3. Davacı vekillinin temyiz itirazlarına gelince, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
4. Davacı vekili dava dilekçesinde, hüküm altına alınacak tazminat yönünden zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, davalıdan tahsiline karar verilen tazminat tutarına faiz işletilmeden mahkemece hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, bu istem hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiş ve bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle 1.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin işlemiş faize yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün 3 üncü bendinde yeralan "eski hale getirme tazminat bedeli olan 79.784,04-TL'nın" ibaresinden sonra "dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" ibaresinin; hükmün 4 üncü bendinde "4.Üretim yapılamamasından kaynaklı tazminat bedeli olan 605,25-TL'nin" ibaresinden sonra gelmek üzere "dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" ibaresinin yazılmak suretiyle, Mahkeme hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5142, K. 2024/384, 22 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama