KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/1020 E., 2024/1555 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1578 E., 2022/1707 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ladik Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/150 E., 2022/56 K.
Karar Metni
1.176 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belirlenen günde duruşmalı temyiz eden asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Tayin olunan 05.12.2023 günü duruşma icrasından sonra tespit edilen eksiklik nedeniyle dosya mahalline geri çevrildi. Eksiklik giderildikten sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla, içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davadaki davacılar vekili dava dilekçesinde; 04.02.2018'de ölen tarafların miras bırakanı ...'ın 26.08.1997 ve 11.09.2014 tarihli vasiyetnameleri ile davalıya taşınmazlar bıraktığını; ayrıca saklı payı ihlal kastıyla 19.08.1992 tarihli sağlararası kazandırması ile parasını ödeyerek 29 ve 37 parselleri davalı adına satın aldığını belirterek davalı adına kayıtlı 29 ve 37 parsellerin muris muvazaası nedeni ile tapularının iptali ile miras payları oranında müvekkilleri adına tescilini; uygun görülmezse ikinci kademede davalı lehine yapılan kazandırmaların tenkisini istemiştir.
2. Birleştirilen davada davacılar vekili asıl dosyaya atfen, müvekkillerinin miras bırakan ...'ın diğer mirasçıları olduklarını ve aynı davalıya karşı aynı vakıalara dayandıklarını belirtmek suretiyle asıl dosyadaki aynı talep sonucunu istemiştir.
3. Asıl ve birleştirilen davadaki davacılar vekili 09.03.2022 tarihli dilekçesi ile muvazaa nedeni ile tapu iptali ve tescil taleplerinin olmadığını, aksi yönde olan önceki beyanlarının sehven yapıldığını ve gerçek iradelerinin tenkis talebine yönelik olduğunu açıklayarak; müvekkili ... lehine 258.901,87 TL, diğer her bir müvekkili lehine ise 100.795,46'şar TL tenkis bedeli istemiş ve anılan miktarlar üzerinden harcı tamamlamıştır.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, 29 ve 37 parsellerin müvekkiline teyzesi tarafından bağışlandığını, saklı payın ihlal edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuş; sonraki beyanlarında ise 29 ve 37 parsellerin müvekkiline muris tarafından gizli bağış yolu ile kazandırıldığını; ancak murisin saklı payı ihlal kastının olmadığını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm tanıkların ve özellikle tanık ...'in beyanları dikkate alındığında miras bırakanın saklı payı ihlal kastıyla ikinci eşinden olan oğlu davalı ...'i diğer çocuklarından üstün tuttuğu ve terekesinin önemli kısmını kazandırdığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, davacı ... lehine 258.901,87 TL; diğer her bir davacı lehine ise ayrı ayrı 100.795,46'şar TL tenkis alacağına hükmetmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekili, 29 ve 37 parsellerin parasının 1992 yılında muris tarafından ödenerek müvekkili adına satın alındığını; ancak saklı payı ihlal kastı kanıtlanamadığından anılan parsellerin tenkis hesabına dahil edilemeyeceğini, dosyada saklı payı ihlal kastını kanıtlayan tek bir delil dahi bulunmadığı gibi aksine davacılar tarafından sunulan 09.03.2022 tarihli dilekçenin tam tersini kanıtladığını ve anılan dilekçenin feragat niteliğinde kabul edilmek sureti ile feragat edilen miktar üzerinden davanın kısmen reddi ile lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini, buna karşın yargılama gideri ve vekalet ücretinin aleyhlerine olacak şekilde fazla miktarda takdir edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekili, istinaf başvurusundaki gerekçeleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 57, 58, 362, 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 560 ve devamı maddeleri.
2. Tenkis davasının konusunu, miras bırakanın saklı payları ihlâl eden tasarrufları oluşturur. Tenkise tâbi tasarruflar, sağlararası ve ölüme bağlı tasarruflar olarak ikiye ayrılmaktadır. Belirtmek gerekir ki bu ayrımın yapılması tenkis davası bakımından oldukça önemlidir. Zira miras bırakanın tasarruf nisabını aşan tüm ölüme bağlı tasarrufları tenkise tâbi iken, sağlararası tasarrufları ise sadece 4721 sayılı Kanun'un 565 inci maddesinde sayılan gruplardan birine ait olması durumunda tenkise tâbi tutulur. Ayrıca 565 inci maddenin son bendi kapsamında bir sağlararası tasarrufun tenkis edilebilmesi için tasarrufun saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla yapıldığının açık olması gerekmektedir.
3. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, tenkis davasında davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı yoktur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2017/1-1827 Esas, 2021/625 Karar; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.05.2006 tarihli ve 2006/1992 Esas, 2006/8412 Karar vd.)
4. Saklı paylı mirasçı olan davacılar, tenkis davalarında ihtiyari dava arkadaşı olduğundan 6100 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince, her bir davacının davası diğerinden bağımsızdır. Bu nedenle, dava değeri ve temyiz incelemesi yapılabilmesi için gereken miktar, her bir davacı yönünden ayrı ayrı değerlendirilir.
5. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Birleştirilen dava davacısı ...'a karşı ileri sürülen itirazlar bakımından temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı ... lehine hükmolunan tenkis alacağının sadece (mutlak surette tenkise tabi olan) ölüme bağlı tasarruflar esas alınmak suretiyle hesaplanmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup birleştirilen dava davalısı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Diğer asıl ve birleştirilen dava davacılarına karşı ileri sürülen temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince, diğer her bir davacı lehine ayrı ayrı 100.795,46'şar TL tenkis alacağına hükmedilmiş olup, anılan değerler 2022 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekilinin birleştirilen dava davacısı ... dışındaki diğer asıl ve birleştirilen dava davacılarına karşı sunduğu temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda V-C-3-4 üncü paragrafında açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen dava davalısı ... vekilinin birleştirilen dava davacısı ... dışındaki diğer asıl ve birleştirilen dava davacılarına karşı sunduğu temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Yukarıda V-C-3-2 nci paragrafında açıklanan sebeplerle; Birleştirilen dava davalısı ... vekilinin birleştirilen dava davacısı ...'a karşı ileri sürdüğü tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene iadesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1020, K. 2024/1555, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama