KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/2451 E., 2025/750 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/3153 E., 2024/162 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/232 E., 2021/271 K.
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; muris annesi Kafiye'nin ölmeden önce Edirne ili, ... ilçesi, ... Köyü, 224 ada 2 parsel sayılı taşınmazı, ... Noterliğinin 20.07.2015 tarihli ve 2413 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetname ile davalılara vasiyet ettiğini, esasen amacın mal kaçırmak olduğunu, daha önce açtığı vesayete ilişkin dava nedeniyle taşınmaza satış yasağı konulduğundan, vasiyet etme yolunun tercih edildiğini, davalıların ağır baskısı nedeniyle annesinin vasiyet etmek zorunda kaldığını ileri sürerek, vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde, vasiyetnamenin baskı altında yapılmadığını, muris Kafiye'nin babaanneleri olduğunu, murisin mirasçılardan mal kaçırma kastı ile hareket etmediğini, vasiyetnamede usule aykırı bir durum olmadığını, davacının annesine karşı evlatlık görevlerini yerine getirmediğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/290 Esas sayılı dosyasında murisin açık beyanı bulunduğunu, murisin oğlunun 26 yaşında vefat etmesinden beri gelini olan davalı ... ile 35 yıldır birlikte yaşadıklarını, birbirlerine destek olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, vasiyetnamede şekil şartlarına herhangi bir aykırılık bulunmadığı, davacı mirasçı, henüz annesi hayattayken kısıtlanması için ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/82 Esası ile vesayet davası açmış ise de, alınan raporda murisin akli dengesinin yerinde olduğunun belirtildiği, murisin vasiyetname yapmaya zorlandığı iddiasının ispat edilemediği, murisin oğlunun ölümünden bu yana davalılar ile birlikte yaşadığı, davacı kızı ile görüşmediği, vasiyetname düzenlenmesi hususunda murisin iradesinin sakatlandığı iddiasının ispat edilemediği ve kamu düzeni açısından iptali gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konu vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapıldığının davacı tarafından ispat edilemediğinin anlaşıldığı, ileri sürülen sair sebeplerin vasiyetnamenin iptali sebeplerinden olmadığı gerekçesiyle esastan ret kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; vasiyetname düzenlenmeden önce tarafınca vasilik davası açıldığını, murisin 2012 yılında bir tarlayı, 2014 yılında bir tarlayı dava dışı kişilere sattığını, vesayet davası açınca satış yapamayıp bu kez de vasiyetname düzenlediğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, irade fesadı hukuksal nedenine dayalı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2451, K. 2025/750, 13 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama