KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/2534 E., 2024/3959 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1605 E., 2022/1756 K.
- Karar
- Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- Ulukışla Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/82 E., 2022/256 K.
Karar Metni
1.484 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin muris ... mirasçısı olduğunu, davalının muris ...'ın kardeşi olduğunu, tarafların ortak murisi davalının anne ve babası, müvekkillerin dedesi olan müteveffa ... ve babaanne ...'ın ölümü üzerine miras kalan taşınmazların ... ve davalı ...'a intikal ettiğini, davalı adına ve müvekkillerin murisi ...'a intikal sonrası, davalı taraf dava konusu ve dava dışı birçok taşınmazdaki kendi hisselerini müvekkillerinin murisi ...'a 06.09.1979 tarihli adi yazılı satış sözleşmesi ile sattığını, satış bedelinin ödendiğini iddia ederek 92 ada 19 parsel,
139 ada 7 parsel ve 163 ada 21 parsel sayılı taşınmazlarda sözleşme ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/1-2 nci maddeleri uyarınca davalı ... adına kayıtlı payların iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde de 06.09.1979 tarihinde 32.000,00 TL olarak ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereği bugünkü değerinin (taşınmazın rayiç bedeli altında olmamak kaydıyla) yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili müvekkillere verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında davalı ... ölmüş, husumet mirasçılarına yöneltilmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz satış sözleşmelerinin resmi yazılı şekilde yapılmasının geçerlilik koşulu olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin geçersiz olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713 üncü maddesi şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin yirmi yılı aşkın süredir tapuda malik olarak kayıtlı olduğunu, davanın derdest ortaklığın giderilmesi davasını uzatmak amacıyla açıldığını, hiç bir yasal dayanaklarının olmadığının ve kötüniyetli olduklarının kabulünün gerektiğini, davacıların iddia ve taleplerinin zaman aşımına uğradığını, hak düşürücü sürelerin de gözetilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ilk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kadastro öncesi sebebe dayalı olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olduğu, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 24.12.1986, 06.07.1985, 03.03.1987 tarihlerinde kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 üncü maddesi uyarınca, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağının düzenlendiği,
somut olayda, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi olan 23.05.2019 tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek tapu iptali ve tescil talebinin reddi gerektiği, sözleşmenin hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle ifa olanağının bulunmaması nedeniyle davacıların murisleri tarafından ödenen bedelin iadesini talep edebilecekleri, bu kapsamda harici satış senedindeki bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ödenmesinin uygun olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli olarak talep edilen alacak isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarına ilaveten 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/1-3 üncü maddesindeki şartların gerçekleştiğini, dava konusu payların güncel değeri 358.523,00 TL iken 9.827,00 TL alacağa hükmedilmesinin denkleştirici adalet ilkesine aykırı olduğunu, yargılama giderlerinin davalılara yüklenmesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin geçersiz olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, zaman aşımı def'inin dikkate alınmadığını, davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin kararında; kadastro tespitinden önce düzenlenen miras payının devri sözleşmesi uyarınca açılan tapu iptal tescil isteminin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 2 nci maddeleri uyarınca kazanım koşullarının oluştuğu ileri sürülmüş ise de; miras payının devri sözleşmesi tarihi ile kadastro tespiti tarihi arasında 20 yıllık kazanım koşullarının oluşmadığı, yine kadastro tespitinin ölü muris adına yapılmış olmasının tespitin mirasçıları adına yapılmış olması sonucunu doğurduğu,
taşınmazın malikinin kim olduğunun belli olduğu ve gaip olmadığı anlaşıldığından, yine tespit maliki sayılan davalı mirasçının da dava tarihinden sonra öldüğü sabit olmakla davacıların anılan maddeler uyarınca da tapu iptali ve tescil talebinin yerinde olmadığı, tazminat isteminin ise zaman aşımına tabi olduğu, davalının süresi içinde zaman aşımı def'inde bulunduğu,
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 üncü maddesine göre davacının tespitin kesinleştiği 24.12.1986, 06.07.1985, 03.03.1987 tarihlerinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin en son dolduğu 03.03.1997 tarihine kadar tespitten önce doğan hakka dayanarak dava açıp taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tescil ettirme hakkı mevcut olduğundan 03.03.1997 tarihine kadar ifanın imkansız hale geldiğinden söz edilemeyeceğinden zamanaşımının bu tarihten itibaren başladığının kabul edilmesi gerektiği,
bu tarihten itibaren de hem sebepsiz zenginleşmede uygulanması gereken iki ve on yıllık hem de genel zamanaşımı süresi olan on yılık süre geçmiş olduğundan davalıların zaman aşımı savunması da gözetilerek davacının tazminat talebinin de zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru değil ise de; yapılan bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 nci maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
düzeltilerek yeniden esas hakkında açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyan ve itirazlarına ilaveten dava konusu taşınmazlarda zilyetliğin devredildiğini, bu durumda zaman aşımı def'inin dinlenmeyeceğini, davalıların murisi Yaşar'ın dava konusu taşınmazlar ile ilgili ortaklığın giderilmesi davası açması ile davacıların ferağ umudunu kaybettiğini, zaman aşımı süresinin bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/1-2 nci maddesindeki tapu iptali ve tescil şartlarının gerçekleştiğini, 2. kademedeki tazminat isteminin kabulünün ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Davacılar vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekiline 30.01.2023 günlü muhtıra ile temyiz harç ve masraflarının tamamlaması için 1 haftalık kesin süre verilmiş, muhtıra davacılar vekiline 04.02.2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili 15.02.2023 günlü dilekçesi ile faaliyet gösterdiği avukatlık bürosunun 06.02.2023 tarihinde meydana gelen merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi olarak tespit edilen 7,6 şiddetindeki deprem nedeniyle zarar gördüğünü, ağır hasarlı olması nedeniyle 10.02.2023 tarihinde belediye tarafından mühürlendiğini ve binaya girişin yasaklandığını ve 15.02.2023 tarihinde temyiz harç ve giderlerini yatırdığını belirterek eski hale getirme isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; kadastro öncesinde düzenlenen miras payının devri sözleşmesi ve TMK'nın 713/1-2 nci maddeleri uyarınca tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncellenmiş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 677, 713/1-2 nci maddeleri; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 üncü maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 82 ve 146 ncı maddeleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 95/1, 98/1-2, 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Davacılar vekilinin eski hale getirme isteminin incelenmesinde. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekiline 17.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davacılar vekili süresinde temyiz dilekçesini ibraz etmiştir. Mahkemece temyiz harç ve masraflarının tamamlanması için düzenlenen muhtıra davacılar vekiline usulüne uygun olarak 04.02.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davacılar vekili 15.02.2023 tarihinde ibraz ettiği dilekçe ile aynı günde temyiz harç ve masraflarını tamamlamış, dilekçeye Niğde Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğünün 10.02.2023 tarihli iş yeri mühürleme kartını ekleyerek depremde bürosunun bulunduğu plazanın ağır hasar gördüğü, belediyece mühürlendiği ve binaya girişin yasaklanmış olduğu iddiası ile eski hale getirme isteminde bulunarak temyiz harç ve masraflarının süresinde yatırıldığının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin 07.03.2024 günlü ve 2023/1299 Esas, 2024/1396 sayılı kararı ile ilgili belediyeden mühürlenen iş yerinin adres bilgileri ile mühürleme zaptının temin edilmesi ve davacılar vekilinin müdürlenen iş yerinde hukuk bürosunun bulunup bulunmadığı hususunda kolluk araştırması yapılması için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. Temin edilen yazı cevaplarından davacılar vekilinin hukuk bürosunun bulunduğu binanın depremde hasar gördüğü gerekçesiyle mühürlendiği görülmüş, eski hale getirme isteminin ve davacılar vekilince temyiz harç ve masraflarının süresinde tamamlandığının kabulüne karar verilerek davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2534, K. 2024/3959, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama